Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2023/5899 E. 2023/7496 K. 19.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/5899
KARAR NO : 2023/7496
KARAR TARİHİ : 19.12.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/687 Esas, 2021/201 Karar

HÜKÜM : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/954 E., 2019/995 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 4 adet bağımsız bölümün devri konusunda anlaşmaya varıldığını ve taşınmazların değeri için davacı tarafından davalıya muhtelif tarihlerde ödemeler yapıldığını, davalının gayrimenkulleri devretmediğini, 20.11.2015 tarihi ile 08.02.2016 tarihleri arasında toplam 1.538.700,00 USD ve 50.000,00 TL tutarında ödeme yapıldığını, davalı tarafından devirler yapılmadığı gibi alınan bedelin de iade edilmediğini, noter aracılığı ile ihtar çekilerek ödemelerin iadesinin istendiğini, davalının 01.11.2016 tarihinde sadece 42.000,00 USD’lik kısmı iade ettiğini, bu nedenle ödenen bedelin tenzilinden sonra bakiye kısmın tahsili amacıyla İstanbul 8. İcra Müdürlüğünün 2017/31392 E. sayılı dosyasıyla davalıya karşı ilamsız icra takibi yapıldığını, itiraz üzerine takibin durdurulduğunu ileri sürerek anılan icra dosyasında itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın % 20’si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından, taraflar arasında gayrimenkul satış sözleşmesi bulunduğu ve bu kapsamda ödemelerin yapıldığı iddia edilse de, yazılı bir belge ya da sözleşme sunulamadığını, zira taraflar arasında gayrimenkul devir sözleşmesi akdedilmediğini, davacının yaptığı ödemelerin dayanağının hisse devri ön protokolü olduğunu, anılan protokolde davacının alıcı, davalının ise satıcı olarak yer aldığını, sözleşmeye göre satıcı olan davalının şirket sermayesinin %25’ine tekabül eden MEC CO Şirketi hissesini devralmayı ve alıcı davacı şirkete devretmeyi vadettiğini, buna göre davacı tarafında MEC şirketinde %25 pay sahibi olacağını vadettiğini, alıcı olan davacının sahip olacağı %25 oranındaki MEC hissesi karşılığında dava konusu ödemeleri yaptığını, davacı tarafından sahip olunacak hisseler için toplam 3.300.000,00 USD’nin borç mukabilinde şirkete finansman olarak sağlanacağını ve davacı tarafından ödenecek bu miktar finansmanın teminatı olarak davalıya ait olan gayrimenkuller üzerinde ipotek tesis edildiğini, sözleşmenin 4.5 … maddesine göre 2.361.300,00 USD tutarındaki ödemenin, ipotek tesisi ve alıcı olan davacıya yapılacak hisse devrinin ön şartı olduğunu, hisse devri ön protokolünden önce davalı tarafından yapılan 1.038.700,00 USD’lik ödemenin hisse devrinin sağlanması amacıyla yapılması gereken iş ve işlemlerde kullanıldığını, bu hususun davacı şirket yetkilisi tarafından gönderilen mail içeriği ve yapılan yazışmalardan açıkça anlaşıldığını belirterek haksız olan davanın reddi ile alacağın %20’si oranındaki icra inkar tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 1.538.700,00 USD ve 50.000,00 TL miktarında davalı tarafa gayrimenkul devri amacıyla ödeme yaptığı, bu ödemenin 42.000,00 USD’sinin iade edildiği, bakiye 1.496.700,00 USD ve 50.000,00 TL’lik ödemenin davalı uhdesinde bulunmasına rağmen davalı tarafından gayrimenkul devrinin sağlanmaması karşısında davacının ödediği bedelin iadesi amacıyla yaptığı icra takibinde haklı olduğu ve dosyada mevcut bulunan bilirkişi raporunda, davacının, davalı tarafa göndermiş olduğu ihtarnamenin tebliğ tarihi ve verilen ödeme süresi dikkate alınarak belirlenen temerrüt tarihinden icra takip tarihine kadar USD alacağı için işlemiş faiz ve alacak hesaplaması yapıldığı, buna göre davacının bu miktarda faiz isteminde bulunabileceği, davalının icra dosyasındaki itirazının 1.496.700,00 USD ve 50.000,00 TL asıl alacak, 70.662,27 USD ve 5.255,14 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.567.362,27 USD ve 55.255,14 TL için yapılan takibin haksız olup, iptali gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, İstanbul 8. İcra Dairesinin 2017/31392 E. sayılı dosyasındaki itirazının, 1.496.700,00 USD asıl, 70.662,27 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.567.362,27 USD ve 50.000,00 TL asıl, 5.255,14 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 55.255,14 TL için iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacak 1.496.700,00 USD’ ye icra takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un (3095 sayılı Kanun) 4 üncü maddesinin a fıkrasındaki döviz faizinin uygulanmasına, 50.000,00 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlardan avans faizinin uygulanmasına, fazla istemin reddine, davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine, reddedilen kısım üzerinden davalının istediği icra inkar tazminatı isteminin de reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu asıl alacak yönünden davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına karar verildiğini ancak mahkemenin hatalı değerlendirme ile alacağın istenebilir olup olmadığının yargılama neticesinde belirlendiğinden bahisle davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmediğini, oysa mahkemece tarafından asıl alacak konusunda kısmi kabul verilmediğinden ve asıl alacaklar belirlenebilir olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya aydınlatılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, mahkemece davacı taraf yetkililerince gönderilen maillere ve yapılan ödemelerin miktarına ve şekline ilişkin herhangi bir değerlendirmede bulunmadığını, hukuka aykırı ve hatalı karar verildiğini, davacı tarafından ödenen paraların peyder pey ödenmiş ve küsuratlı olmasının dahi, … başına gönderilen paranın taşınmaz alımı için olmadığının ispatı olup bu hususun tartışılmamasının eksik olduğunu, cevap dilekçesinde belirtilen deliller ve vak’alara ilişkin açılan davanın savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında değerlendirilemeyeceğini, davanın reddedilen kısmı yönünden lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, davacının kötü niyetle hareket ederek davalının mahvına sebebiyet vereceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, yapılan araştırma ve incelemenin karar vermek için yeterli olduğu, taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisinin cevap, cevaba cevap dilekçelerinde belirtilmeyip, yargılamanın sonuna doğru ileri sürüldüğü, davacı vekilince savunmanın genişletilmesine muvafakat edilmediğinin beyan edildiği, dosyada mevcut delil durumuna göre Bakırköy 11. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2019/536 E. sayılı dosyasının, bekletici mesele yapılmasına gerek olmadığı, bu yönde verilen mahkeme kararının yerinde olduğu ancak itirazın haksız ve borcun muayyen (likit) olmasına rağmen, alacağın istenebilir olup olmadığının yargılama neticesinde belirlendiği gerekçesiyle davacının icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesinin doğru görülmediği, yine davanın kısmen kabul edilmesine rağmen red edilen 21.241,20 USD üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul 8. İcra Dairesinin 2017/31392 E. sayılı dosyasındakİ itirazının, 1.496.700,00 USD asıl, 70.662,27 USD işlemiş faiz ki toplam 1.567.362,27 USD ve 50.000,00.TL asıl, 5.255,14 TL işlemiş faiz ki toplam 55.255,14 TL için iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacak 1.496.700,00 USD’ye icra takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin a bendindeki döviz faizinin uygulanmasına, 50.000,00 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlardan avans faizinin uygulanmasına, fazla istemin reddine, reddedilen kısım üzerinden davalının istediği icra inkar tazminatı isteminin reddine, talep gibi, kabul edilen asıl alacak 1.496.700,00 USD’nin takip tarihi olan 02.10.2017 günündeki TCMB efektif satış döviz … (Takip tarihi itibariyle 1 USD 3,5875 TL ) karşılığı olan 5.369.411,25 TL ile 50.000,00 TL olmak üzere; toplam 5.419.411,25 TL’ nin %20’si oranında 1.083.882,25 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar etmiş ayrıca dosyaya sunulan 17.02.2021 tarihli Hukuki Mütalanın Bölge Adliye Mahkemesince değerlendirilmediğini, davanın kabulüne göre reddedilen miktar üzerinden yargılama giderine hükmolunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının gayrimenkul devri için yaptığı ödemelerin, davalı tarafından gayrimenkul devri yapılmaması nedeniyle iadesi amacıyla yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 67 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer … sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.