Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/10145 E. 2023/8761 K. 21.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/10145
KARAR NO : 2023/8761
KARAR TARİHİ : 21.12.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/903 E., 2023/1030 K.
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/26620 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kamu davası açılmıştır.

2. İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.11.2022 tarihli ve 2021/214 Esas, 2022/293 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci ve üçüncü cümleleri, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 18.05.2023 tarihli ve 2023/903 Esas, 2023/1030 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii, katılan mağdure vekili ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Mağdure beyanlarının hayatın olağan akışına aykırı ve çelişkili olduğuna, katılanın tanığı … ile katılanın beyanları arasında da çelişkiler bulunduğuna, söz konusu çelişkiler giderilmeden, keşif talepleri reddedilip mütalaaya karşı beyanları sorulmadan eksik inceleme ile karar verildiğine, taraflar arasında husumet olduğuna, müvekkili hakkında takdiri indirim maddesinin uygulanmamasının doğru olmadığına ilişkindir

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanığın üst sınırdan cezalandırılması gerektiğine, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci ve dördüncü fıkralarının uygulanması gerektiğine, aynı Kanun’un 43 üncü maddesindeki arttırımın yeterli olmadığına, Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi talebine ilişkindir.

C. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi
Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci ve dördüncü fıkralarının uygulanması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanığın mağdurenin annesinin öz dayısı olduğu, mağdurenin yaklaşık 1 aydır anneannesinin evinde yaşadığı, son olay tarihi olan 08.07.2021 gününden yaklaşık 3 hafta önce başlamak üzere farklı tarihlerde mağdureyi kucağına oturtmak, dudağından öpmek, cinsel organıyla mağdurenin poposuna dokunup sonra eliyle mağdurenin ön özel bölgesine girmeyecek şekilde dokunmak ve sıkmak, dudağı ile mağdurenin ön özel bölgesine öpüp dokunmak şeklindeki eylemlerinin, mağdurenin samimi ve tutarlı beyanları ve bu beyanları destekler mahiyette Adli Tıp Kurumu İzmir Adli Tıp Grup Başkanlığı tarafından tanzim edilen 29.08.2022 tarihli rapor ile mağdurdan anal sürüntü örneği olarak alındığı bildirilen 1 adet eküvyon çubuk sürüntü örneğinde tespit edilen DNA profilinin sanığa ait DNA profili ile uyumlu olduğunun tespit edilmesi, mağdurenin yaşı ve gelişim düzeyi gözönüne alındığında bu tür cinsel içerikli olayları kurgulamasının ve olmayan bir şeyi olmuş gibi anlatmasının mümkün olmaması, katılanlar ile sanık arasında iftira atılmasını gerektirecek derecede dosyaya yansımış ve tespit edilmiş bir husumetin bulunmaması, hayatın olağan akışı ve olayın intikal şekli gözetilerek, sanığın suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmediğinden bahisle sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2. Sanığın nitelikli cinsel istismar suçundan cezalandırılması talep edilmiş ise de, İzmir Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 09.07.2021 tarihli raporu karşısında sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, yine sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması istenilmiş ise de; mağdure anlatımına göre sanığın üçüncü olayda eylemini tamamladıktan sonra “Bu olayları birine anlatırsan polis seni içeri atar” dediği, dolayısıyla sanığın eylemini tamamladıktan sonra işlemiş olduğu cinsel istismar suçunu gizlemek amacı ile mağdureyi tehdit etmesi sebebiyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiş ancak sanığın mağdureye “Bu olayları birine anlatırsan polis seni içeri atar” demek suretiyle tehdit suçunu işlediği kabul edilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır

IV. GEREKÇE
1. Sanık hakkında kurulan hükümde, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olduğu, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde vaki istinaf başvurusunun esastan reddine dair kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve Kanun’dan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 18.05.2023 tarihli ve 2023/903 Esas, 2023/1030 Karar sayılı kararında, sanık müdafii, katılan mağdure vekili ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.12.2023 tarihinde karar verildi.