YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3118
KARAR NO : 2017/5450
KARAR TARİHİ : 17.10.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/10/2015 tarih ve 2014/152-2015/364 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkiline ait şirketin bal ve muhtelif gıda ürünleri pazarladığını, ticaret unvanının dahi “Altıparmak” olduğunu, markaları Balparmak, Binbirçiçek ve Balkovan ile ulusal pazarın en büyüğü, uluslararası pazarda ise sektörün en önemli oyuncularından birisi olduğunu, davalının “Altıparmak” markasını tescil ettirdiğini ancak kullanmadığını ileri sürerek davalı adına tescilli “altıparmak” ibareli markanın kullanılmayan tüm emtia açısından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; adı geçen markanın müvekkili adına tescilli olduğunu, davacının “altıparmak” markasını kullanmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; “Altıparmak” markasının tescilli olduğu tüm markalar bakımından kullanılmadığı anlaşılmışsa da; davacının özellikle “bal, arı sütü, polen ve propolis” malları açısından markanın iptalinde hukuki yararının olduğu, diğer mallar açısından korunmaya değer bir hukuki yararının olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, kullanmama nedenine dayalı markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde 556 sayılı KHK’nın 14. maddesi gereğince markanın kullanmama nedeniyle iptaline karar verilmiştir. Ancak, 24.07.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 09.04.2014 tarih 2013/147 esas ve 2014/75 karar sayılı kararı ile 556 sayılı KHK’nın 42/1-c maddesinin iptaline; karar tarihinden sonra 06.01.2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.12.2016 tarihli 2016/148 esas ve 2016/189 karar sayılı kararı ile 556 sayılı KHK’nın 14. maddesinin iptaline karar verilmiştir. Bu durumda, dava konusu markanın kullanmama nedeniyle iptaline ilişkin kararın kesinleştiği hususu da gözetilip Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı ve davalı vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün resen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ve davalı vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına; ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 17/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.