YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/738
KARAR NO : 2017/8049
KARAR TARİHİ : 30.10.2017
Mahkemesi :Ağır ceza Mahkemesi
Dava : 466 sayılı yasa uyarınca tazminat
Hüküm : Davanın reddi
Davacının tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm, davacı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Gerekçeli karar başlığında “466 sayılı yasa uyarınca tazminat” yerine “yakalama veya tutuklama sonrası kyo veya beraat kararı verilmesi halinde tazminat”, “suç, suç tarihi/saati, suç yeri” ibarelerine yer verilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım yanlışlığı olarak kabul edilmiştir.
Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı CMK’nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 18. maddesi ile 07.05.1964 gün ve 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkındaki Kanun yürürlükten kaldırılmış ve 5271 sayılı CMK’nın Yedinci Bölümünde, Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat ana başlığı altında, 141 ilâ 144. maddelerinde, tazminat isteme koşulları ve sonuçları yeniden kapsamlı bir şekilde düzenlenmiş ise de; 5320 sayılı Kanunun 6/2. maddesindeki Ceza Muhakemesi Kanununun 141 ilâ 144. madde hükümlerinin 1 Haziran 2005 tarihinden itibaren yapılan işlemler hakkında uygulanacağı bu tarihten önceki işlemler hakkında ise, 07.05.1964 tarihli ve 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağının belirtilmiş olması karşısında, yapılan işlemden kasıt davacının tutuklandığı tarih olup bu tarih itibariyle de tazminat istemi hakkında 466 sayılı Kanun hükümleri esas alınarak karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, tutuklama işleminin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olmayan 5271 sayılı CMK’nın 141 ve devamı maddeleri gereğince değerlendirme ve uygulama yapılması,
2- Tazminat talebinin dayanağı olan beraat hükmünün kesinleştiğine dair düzenlenen kesinleşme şerhi ve kesinleşme şerhli beraat hükmü örneğinin davacıya tebliğ edilip edilmediği veya davacının hakkında verilen beraat kararının kesinleştiğini öğrenip öğrenmediği, tazminat talebinin dayanağı gerekçeli beraat hükmüne dair 17/11/2014 tarihinde davacıya yapılan tebliğ tebellüğ belgesinin kesinleşme şerhini içerip içermediği hususları ile davacının dayanak ceza dosyasındaki Silifke 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/146 esas 28/11/2014 tarihli yazısı ekindeki, 18/11/2014 tarihli dilekçesinin akibeti araştırılıp, dolayısıyla davanın süresinde açılıp açılmadığının şüpheye yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi ve davacı açısından tazminat talep etme şartlarının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,
3 – Davacıya ait adli sicil kayıtları dosya içine alınmadan eksik kovuşturma ile hüküm kurulması,
4- Davacı hakkında düzenlenen tutuklama müzekkerelerinin infaz edilip edilmediği, infaz edilmiş olması halinde, infaz tarihlerinin ceza infaz kurumundan sorulması suretiyle davacının infaz edilen tutukluluk süresi tereddüde mahal vermeyecek şekilde tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
5- Her ne kadar hükmün gerekçe kısmında “… davacının 26/02/2013 tarihinde Silifke 2. Asliye Ceza Mahkemesi dosyasındaki sürelerin mahsubu için Altıntaş Asliye Ceza Mahkemesinden talepte bulunduğu ve 14/03/2013 tarih ve 2005/127-2007/67 sayılı ek kararı ile davacının Silifke 2. ;Asliye Ceza Mahkemesi dosyasındaki tutuklulukta geçirdiği 23/06/2004-22/09/2004 tarihleri arasındaki sürenin cezasından mahsubuna karar verildiği…” belirtilmiş olunsa da mezkur mahsup kararının davacı …’in değil de tazminat talebinin dayanağı olan ceza davasının diğer sanığı Süleyman Dögen’in tutuklulukta geçirdiği sürelere dair olduğu anlaşılmakla; CMK’nın 144/1-a maddesinin yürürlükten kaldırılması nedeniyle mahsup tazminata engel oluşturmayacak ise de, davacının gözaltı ve tutukluluk süresinin diğer bir hükümlülüğünden mahsup edilip edilmediği, mahsup işlemi yapıldığının tespiti halinde haklarında mahsup işlemi yapılmayan kişilerle tutukluluğu başka mahkumiyetinden mahsup edilenler arasındaki dengenin, hak ve nesafetin sağlanması gerektiği dikkate alınarak, davacının gözaltında ve tutuklu kaldığı sürelerin ne kadarının diğer hükümlülüğünden mahsup edildiği araştırılarak, tamamının mahsup edildiğinin belirlenmesi halinde sembolik bir miktar maddi ve manevi tazminata hükmolunması, bir kısmının mahsup edildiğinin belirlenmesi halinde ise mahsup edilmeyen kısma ilişkin olarak maddi ve manevi zarar dikkate alınıp, mahsup edilen kısım için de sembolik bir miktar maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
6- Davacı hakkında verilen 10/04/2015 tarihli hükme ilişkin gerekçeli kararın davacıya tebliğ edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
7- Davacı tarafa husumete (vesayete) izin belgesi alması konusunda süre verilerek bu hususun bekletici mesele yapılmasının da mümkün olduğu dikkate alınarak, sonucuna göre davacının hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
8- Dairemizce yapılan temyiz incelemeleri sırasında aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı olarak birden fazla davanın açıldığının tespit edildiğinin anlaşılması karşısında; hazine zararına yol açan mükerrer davalara ilişkin ödemelerin önlenmesinin temini ve kamu kaynaklarının etkili, verimli ve hukuka uygun kullanılması bakımından, aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı açılmış dava olup olmadığının ilgili birimlerden sorulup, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden de araştırılarak tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, davacının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 30/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.