YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/2558
KARAR NO : 2017/5207
KARAR TARİHİ : 10.10.2017
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 04/06/2015 tarih ve 2014/1305-2015/397 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin herhangi bir talimatı olmaksızın davalı banka nezdinde bulunan mevduat hesabından usulsüz para çekildiğini ve hesabının boşaltıldığını, davalı banka tarafından müvekkilinin uğramış olduğu zararın en kısa sürede giderileceği bildirildiği halde zararının tazmin edilmediğini, davacının hesabına 150.000 USD ve 338.200,00 TL yatırdığını, toplam 72.500,00 TL para çekme işlemi yapıldığını, başkaca para çekilmediğini ileri sürerek, davacının hesabından hukuka aykırı olarak çekilen 490.700,00 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, banka nezdinde bulunan hesaptan yapılan tüm işlemlerin davacının bilgi ve onayı dahilinde yapıldığını, davalı bankaya atfedilecek ve sorumluluğu gerektirecek bir olgu bulunmadığını, hesaptan usulsüz havale işlemini gerçekleştiren görevli personelin davacının kardeşinin eşi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacının talimatı olmaksızın banka çalışanı … tarafından 275.000,00 TL’nin …’a havale edilen işlem miktarının tamamından davalı bankanın sorumlu bulunduğu, yine banka görevlisi … tarafından davacıya ait mail adresinden gelen mail talimatlara istinaden 215.700-TL nin davacının kardeşleri İsmail ve …’e ödendiği, ceza dava dosyasında da maillerin teknik incelemelerin yapılamadığı, ancak ceza dava dosyasında alınan tüm raporlarda talimatların elektronik posta adresinden geldiğinin kabul edilerek rapor tanzim edildiği ve mahkumiyet kararına esas alındığı, suçun unsurlarının tartışılması nedeniyle mahkumiyet kararının bozulduğu, esasen davacının durumu yakın akrabalık nedeniyle e-postasına ulaşılması olarak açıkladığı, işlemlerin mail yoluyla gönderilen talimata istinaden başlatılmış olması gözetildiğinde gizli kalması gereken bir takım bilgilerin davacı tarafından davalı banka çalışanı olan yakın akrabası ile paylaşması neticesi olduğu, şifre olmaksızın talimat gönderilemeyeceği dikkate alındığında davacının müterafik kusurlu olmasının hakkaniyete de uygun olacağı, zira aynı adresten gelen talimatlarla yapılmış bulunan üç adet 72.500 TL tutarında ödemenin davacının kabulünde olduğu, davanın …’a gönderilen kısım için temyiz istemleri reddedilerek kesinleştiği, … ve …’e ödenen kısım için davacının takdiren %50 oranında müterafik kusurlu olacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 382.850,00 TL’nin 20.12.2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, davalı banka çalışanının haksız eylemi sebebiyle davacının hesabından çekilen veya üçüncü kişinin hesabına aktarılan paranın tahsili istemine ilişkindir. Davacı 215.700 TL yönünden mail talimatı vermediğini ileri sürmüş, davalı banka da işlemlerin mail yoluyla gönderilen talimata istinaden başlatılmış olduğunu savunmuştur.
Mahkeme bozma ilamına uyularak, ceza dava dosyasında alınan tüm raporlarda talimatların elektronik posta adresinden geldiğinin kabul edilerek rapor tanzim edildiği ve mahkumiyet kararına esas alındığı, dava konusu edilen 215.700,00 TL’lik kısım için işlemlerin mail yoluyla gönderilen talimata istinaden başlatıldığı, gizli kalması gereken bir takım bilgilerin davacı tarafından davalı banka çalışanı olan yakın akrabası ile paylaşması nedeniyle davacının müterafik kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dosya içerisinde yer alan … raporunda, davacının elektronik posta adresinden davalı banka çalışanının bilgisayarına gönderildiği bildirilen e-postaların banka tarafından banka çalışanının ayrılması nedeniyle silindiğinin ve söz konusu e-postalara teknik olarak ulaşılmasının mümkün olmadığının ifade edildiği, banka çalışanı …’in bilgisayarı üzerinde yapılan incelemede …’e ait bazı e-postaların arşivlenmiş olduğu, söz konusu e-postalarda davacı …’ten gelen mesajların da bulunmasına rağmen bunların dava konusu işlemleri kapsamadığı belirtilmiştir. Ceza dava dosyasında davaya konu miktarın davacının bilgi ve rızası dışında sahte talimatlarla çekildiği belirtilip bu miktarın banka çalışanı sanık …’in zimmetinde olduğu kabul edilerek mahkumiyet hükmü kurulmuştur. Her ne kadar ceza dava dosyasında alınan raporlarda talimatların elektronik posta adresinden geldiği kabul edilerek rapor tanzim edilmişse de, raporlardaki saptamalar banka tarafından yapılan soruşturma raporuna dayanmakta olup söz konusu talimatların davacının mail adresinden gönderildiğine ilişkin teknik bir inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, dava konusu 215.700,00 TL’lik kısım için davacı tarafından elektronik posta talimatı verildiğinin ve işlemlerin bu talimatlarına istinaden yapıldığının davalı banka tarafından kanıtlanamadığı nazara alınmaksızın davacının müterafik kusurlu olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 19.590,46 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 10/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.