Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/5870 E. 2017/5396 K. 16.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/5870
KARAR NO : 2017/5396
KARAR TARİHİ : 16.10.2017

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/12/2015 tarih ve 2014/94-2015/1886 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 21,242 TL’nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı …’in vekili olarak …l’e açtığı şufa davasında hisse satışını yapan hissedarlardan sadece …l’un hissesi hakkında şufa talebinde bulunarak hata yaptığını, bu yüzden diğer hissedarların hisselerinin davacının müvekkili adına tescil ettirilmediğini, 2 senelik zamanaşımı süresi geçtiği için şufa hakkını kullanamadığından müvekkilinin başka bir avukatı vekil tayin ederek açtığı dava sonucu mesleki hatası nedeniyle kendisinden talep edilen 27.308,58 TL’sini avukata ödediğini, davalı … A.Ş. tarafından 26/04/2011 tarihinden itibaren Avukatlık Mesleki Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, 24/12/2013 tarihli dilekçe ile yaptığı başvurunun 16/01/2014 tarihli cevabi yazı ile; “önceden yapılmış veya hali hazırdaki bir talep veya talebe neden olabilecek herhangi bir durumun poliçenin başlangıç tarihinden itibaren sigortalı tarafından makul olarak bilindiği hallerin teminat dışında kaldığı ve rizikonun sigorta başlangıç tarihinde kendisi tarafından bilindiği gerekçe gösterilerek reddedildiğini, ileri sürerek 27.308,58 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu rizikoyu doğuran mesleki hatanın (diğer paydaşların paylarının satışları ile ilgili şufa davasının zamanaşımı geçirilmiş olmasıyla) davacı avukatın tazmin sorumluluğunu doğuracağı hususunun bilinen, makul olarak bilinmesi gereken bir riziko olduğundan teminat dışı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu, tanık beyanı ve tüm dosya kapsamına göre; sübut bulan davanın kısmen kabulü ile 24.959,98 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava Avukatlık Mesleki Sigorta Sözleşmesi kapsamında oluşan tazminatın rücuen tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklandığı üzere davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, asliye ticaret mahkemelerinin görevi 6102 sayılı TTK’nın 5/1. maddesinde “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir” şeklinde düzenlenmiş olup, yine aynı Kanun’un 4/1(a) maddesinde, “Tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu Kanun’da … öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları” mutlak ticari dava olarak sayılmıştır. Öte yandan, somut ihtilafa konu tazminat davası, 6102 sayılı TTK’nın 1401 vd. maddelerinde düzenlenen sigorta sözleşmelerinden doğan riziko tazminatı alacağına ilişkin olduğu gibi davalı … şirketinin sorumluluğu 6102 sayılı Kanun’un 1473. maddelerinden kaynaklanmakla ihtilafın TTK hükümleri uygulanmak suretiyle çözülecek olması nedeniyle davaya bakma görevi asliye ticaret mahkemesine ait olduğu halde yerel mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın resen bozulmasını gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın görev yönünden re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 16/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.