YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/1706
KARAR NO : 2017/21200
KARAR TARİHİ : 24.10.2017
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : 5 kez TCK’nın 158/2, 62, 52/2, 52/4, 53 maddeleri gereğince mahkumiyet
1 kez TCK’nın 158/2, 168/3-1.cümle, 62, 52/2, 53 maddeleri gereğince mahkumiyet
TCK’nın 204/1, 62, 53 maddeleri gereğince mahkumiyet
Nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın kendisini gümrük müşaviri olarak tanıtıp şikayetçi … ile katılanlar …, ve …’den gümrükten araç, içki, cep telefonu vs, şeyler çıkaracağını söyleyerek paralar aldığı, inandırıclığı sağlamak adına sonraki aşamalarda … Gümrük Müdürlüğünde müdür yardımcısı olan katılan …’nun kaşe ve imzasını içeren sahte gümrük beyannamesi verdiği, ayrıca katılanlar … ve …’ü … olarak tanıttığı kişi ile tanıştırdığı, ayrıca katılan …’tan aldığı paraya karşılık borçlusu … kefili … olan 36.000 TL lik sahte senet verdiği, senedin ödenmemesi üzerine katılan … hakkında icra takibi başlatıldığı, bu suretle sanığın şikayetçi … ile katılanlar …, …, …, … ve …’ya karşı ayrı ayrı resmi belgede sahtecilik ve kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle dolandırıcılık suçunu işlediği iddia olunan olayda;
1- Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanık hakkında düzenlenen iddianamede 6 kez resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılması talep edilmiş olmasına rağmen, hükümde gerekçesi açıklanmadan sadece katılan …’nun kefil olarak gözüktüğü, 25.05.2006 vade tarihli, 36.000 TL bedelli, borçlusu …, kefili … olan senet hakkında karar verilmiş ise de; diğer açılan kamu davalarından zamanaşımı süresi içinde karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Tüm dosya kapsamından sanığın atılı suçu işlediği anlaşıldığından mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA,
2- Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
a- Sanığın şikayetçi … ile katılanlar …, …, … ve …’ye karşı kendisini gümrük müdürlüğünde gümrük müşaviri olarak tanıttığı ve mal çıkarabileceğini söyleyerek dolandırıcılık suçunu işlediği somut olayda; sanığın belli bir kamu görevlisi yanında hatrının sayıldığından söz etmeksizin, kendisini gümrük müşaviri olarak tanıtmak suretiyle gümrükten eşya çıkaracağını söyleyip şikayetçi ile katılanlardan para aldığı, inandırıcılığı sağlamak amacıyla sonraki aşamalarda gümrükte müdür yardımcısı olarak tanıttığı …’yla tanıştırdığı ya da sahte gümrük beyannamesi ya da senet sunmak suretiyle olayın devamını getirmek şeklindeki eylemlerinde; eylemlerinin şikayetçi … ile katılanlar …, …, … ve …’ye karşı 5237 sayılı TCK’nın 157. maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden aynı kanunun 158/2 madde ve fıkrası ile ceza tayini,
b-Sanığın katılan …’nun kefil olarak gözüktüğü senet tanzim ederek katılan …’a verdiği, katılan …’in de senedi cirolayarak verdiği kişinin katılan … hakkında icra takibi yapması şeklinde gelişen olayda ; sanığın katılan …’yu yönelik eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 157. maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden aynı kanunun 158/2 madde ve fıkrası ile ceza tayini,
c- Sanığın katılanlar … ve …’e yönelik eylemlerinde menfaatin baştan belli olduğu, sanıkla iletişim kuranın katılan … olduğu, parayı katılan …’den istediği şeklinde gelişen olayda; sanığın her iki katılana yönelik eyleminin tek suç kabul edilerek bir kez cezalandırılması yoluna gidilmesi gerekirken her bir katılana karşı ayrı ayrı cezalandırılması suretiyle ceza tayin edilmesi,
d- Şikayetçi …’in alınan beyanında sanığın aldığı parayı olaydan 2-3 ay sonra ödediğini beyan etmesi karşısında; iddianame tarihinin 09/03/2011 olduğu gözönüne alındığında sanığın zararı kovuşturma başlamadan giderdiği anlaşıldığından; mahkemenin kabulünde sanığın zararı kovuşturma aşamasında giderdiği belirtilerek fazla ceza tayin edilmiş olması,
Kabule göre de;
e- Sanığın şikayetçi …’e yönelik eyleminden kurulan hükümde; sanığın zararı kovuşturma aşamasında giderdiği kabul edilmesi karşısında; uygulanan kanun maddesinin TCK’nın 168/2 maddesi yazılması yerine TCK’nın 168/3-1.cümlesi yazılması suretiyle hataya düşülmesi,
f- Dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlerde; hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanıklara fazla ceza tayin edilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkın gözetilmesine, 24/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.