Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/24630 E. 2017/17562 K. 07.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/24630
KARAR NO : 2017/17562
KARAR TARİHİ : 07.11.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, yıllık izin ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı firmada 12.04.2010- 03.03.2012 tarihleri arasında mikser şoförü olarak çalıştığını, 2-3 ayda bir toplu olarak 5-7 gün izin kullandırıldığını, 27.02.2012 tarihinde bu şekilde izine gidip 03.03.2012 tarihinde izinden döndüğünde servis aracında meydana gelen bir tartışma gerekçe gösterilerek iş akdinin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, haftalık tatil ücreti, yıllık izin ücreti, ücret alacağı, bayram genel tatil ücreti alacaklarını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının kendi isteği ile işten ayrıldığını , 26.02.20112 tarihinde çalışanlardan servis şoförü olan kişiye küfür ve hakaret ettiğini, bu olaydan sonra işe gelmediğini, konu ile ilgili güvenlik görevlilerince tutanak tutulduğunu, servis şoförünün savunmasının alındığını davacının işbaşı yapmaması sebebiyle savunmasının alınamadığını, davacıya … 19. Noterliğinin 21.03.2012 tarih 091061 yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek 27.02.2012 tarihinden beri işe gelmeme sebepleri ve haklı sebebi sebep varsa bildirmesi aksi halde iş akdinin 4857 sayılı Yasa’nın 25/ll-g maddesi gereğince feshedileceğinin ihtar edildiğini, davacının verilen sürede işbaşı yapmadığı gibi savunma da vermediğini, iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini savunarak,davanın reddini istemiştir.
C) Yargılama Süreci ve Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece toplanan deliller, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamının değerlendirilmesinde; davacının davalıya ait iş yerinde toplam hizmet süresinin 1 yıl, 10 ay, 17 gün olduğu, davalı tarafından hizmet akdinin tazminat gerektirmeyecek şekilde feshedildiğinin kanıtlanamadığı bu nedenlerle davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığının anlaşıldığı, davacının fazla mesai ücretinin normal ücretinden ödenmediği bu nedenle bilirkişinin 20/10/2014 tarihli raporunda ikinci seçenek olarak belirlenen bedellerin hükme esas alınması gerektiği, davacının bilirkişi raporunda belirtilen şekilde fazla mesai yaptığının, ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığının bildirildiği, davacının hastalık mazeret gibi nedenlere izinli olabileceği günler nazara alınarak takdiren %30 oranında hakkaniyet indirimi yapıldığı, davacının bilirkişi raporunda belirtilen döneme ait ücret alacağının ödendiği davalı tarafından kanıtlanamadığı ve davacının bilirkişi raporunda belirtilen yıllık izin sürelerini kullandığına ilişkin ve ücretlerin ödendiğine ilişkin davalı tarafından belge ibraz edilmediği anlaşıldığından bu alacak taleplerinin kabulüne,her ne kadar davacı tarafından hafta tatili ücret alacağı talep edilmiş ise de bu alacağın varlığı kanıtlanmadığından talebin reddine karar verilmiştir.
Karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 06.12.2016 tarihli 2015/6062 Esas, 2016/21700 Karar sayılı bozma ilamı ile “davalı tarafın olayın görgü tanığı olduğunu belirttiği tanığın mahkemece dinlenmemesi davalının hukuki dinlenme hakkının ihlali niteliğinde olduğu” gerekçesi ile bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince 11.04.2017 tarihinde yapılan celsede davacı dava konusu alacaklarının ödendiğini beyan etmiş ve aynı celse Mahkeme bozma ilamına uyma kararı vermiştir. Mahkemece bir sonraki 04.07.2017 tarihinde görülen celsede bozma gereği dinlenilmesine karar verilen tanığın dinlenilmesinden res’en vazgeçilerek davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalı, davacı tarafından kesinleşmeden icra takibine konulan … 28. İş Mahkemesi’nin 2013/279 Esas, 2014/390 Karar sayılı dosyasına binaen İstanbul 23. İcra Müdürlüğü’nün 2015/2767 Takip sayılı icra dosyası alacağı karşılığı olmak üzere davacıya harici ödeme yapmıştır.
Mahkemece daha önce bozulan mahkeme kararına dayalı olarak icra dosyasına yapılan ödeme nedeniyle davanın konusuz kaldığına karar vermiştir.
Gerçekten ödeme itiraz niteliğinde olup yargılamanın her aşamasında dikkate alınır. Ancak, işçilik alacaklarının kesinleşmeden icra takibine konulması mümkün olup, artık alacağın tahsili işlemleri başlamış olmakla yapılan ödemeler hakkında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümleri uygulanacaktır. Dolayısıyla mahkemenin icra baskı ve tehdidi altında yapılan ödemeleri rızai bir ödeme olarak değerlendirmeden icra takibi yokmuş gibi karar vererek alacakları hüküm altına alması gerekir.
Aksinin kabulü alacağın tahsiline yönelik açılmış eda davasında, eda talebinin ötesine geçerek icra dosyasında tüm alacak tahsil edilene kadar yapılan ödemelerin asıl alacağı, faizlerini, yargılama giderleri ve icra masraflarını karşılayıp karşılamadığı, alacağın icra dosyasında doğru tahsil edilip edilmediği konularının denetimi noktasına gelecektir. Sayılan işlemleri denetleme görevi yapılacak şikayet üzerine İcra Hukuk Mahkemesi ve kararın temyizi halinde Yargıtay 12. Hukuk Dairesine aittir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Yargıtay İBK 9.5.1960 tarih 21/9, RG. 28.6.1960-10537) Mahkemenin kabulüne göre de; bozma ilamına uyma kararı verildikten sonra, bozma ilamının gereğinin yapılmasına dair ara kararından rücu edilmesi de doğru değildir.
Mahkemenin bozma ilamı doğrultusunda davacının talepleri hakkında bir karar vermesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 07.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.