Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/3067 E. 2017/5255 K. 11.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3067
KARAR NO : 2017/5255
KARAR TARİHİ : 11.10.2017

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/11/2015 tarih ve 2014/531-2015/619 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar/karşı davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar-karşı davalılar vekili; müvekkili şirketin 03/05/2013 tarihli protokolle davalılardan devralındığını, protokol ve devir gerçekleşmeden önceki döneme ait borçlardan davalıların sorumlu olacağının kararlaştırıldığını, şirketin bir işçisinin işçilik alacakları nedeniyle başlattığı takipte müvekkilinin taahhütname imzalayarak ödeme yapmak zorunda kaldığını, ayrıca … Ltd. Şti’nin de cari hesap bakiyesi olarak 1.152,94 TL alacaklı durumda olduğunu, mizanda görünmeyen bu eski tarihli borçlardan davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek dava konusu miktarın dava tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı-karşı davacı … vekili; iddia edilen borçların müvekkili ortaklıktan ayrıldıktan sonra doğduğunu, bu nedenle sorumlu olmayacağını, müvekkilinin sorumlu olacağı muhtemel borçlar için davacı-karşı davalı şirkete peşinen 15.000 USD ödediğini, davacının iddialarının kabulü halinde bu tutardan mahsup edilmesini aksi halde ödenen 15.000 USD’nin yasal faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar/karşı davalılar vekili; asıl davanın işlemden kaldırılması sonrasında yenileme talebinde bulunmuş, 15.000 USD’nin davalı/karşı davacının haksız yere tahsil ettiği çek bedeli olarak ödendiğini, aksine kanaat getirilirse karşı davada talep edilen 15.000 USD’den davalı/karşı davacıya ait olan borçların takas-mahsup edilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin 2012 yılı ticari defter ve kayıtlarının incelenmesinde taraflar arasında imzalanan 03/05/2012 tarihli protokol eki olan 30/04/2012 tarihli muhasebe mizanında davacının davalılardan talep etmiş olduğu tutarlara ilişkin herhangi bir borç kaydının olmadığının tespit edildiği, davalı tarafından tahsil edilen 30/05/2012 tarih 29.000,00 TL tutarlı çekin şirketin 30/04/2012 tarihli mizanında 121 alacak senetleri hesabında kayıtlı olduğu, taraflar arasındaki protokolün 2b maddesinde, şirketin mizanda kayıtlı bulunan alıcılar hesabındaki alacakların tahsil edildiğinde tamamının devredene iade edileceği hükmünün yer aldığı, söz konusu 30/05/2012 tarih ve 29.000,00 TL tutarlı çekin mizanda kayıtlı olduğu ve protokol hükmü gereği bu tutarın devredene ait olduğunun kabulü gerektiği, bu durumda şirkete yapılan ödemenin devredenin muhtemel borçlarına mahsuben yapıldığı, protokol gereği devredene ait borçlar düşüldükten sonra kalanın davalı-karşı davacıya iadesi gerektiği, davaya konu icra takibi alacağının ve cari hesap alacağının davalıların henüz paylarını devretmeden önceki döneme ait olduğu, protokol gereği söz konusu borçtan dolayı davalıların sorumlu olduğu gerekçesiyle asıl davanın HMK’nın 150. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, karşı davanın kısmen kabulü ile 16.569,56 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacılar/karşı davalılardan alınarak davalı/karşı davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılar/karşı davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacılar/karşı davalılar vekilinin asıl davaya yönelik tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacılar/karşı davalılar vekilinin karşı davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; karşı dava, karşı davalılara devredilen şirketle ilgili geçmiş döneme ait doğması muhtemel borçlar için avans olarak verilen 15.000USD’nin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karşı davada davacı …, 03.05.2012 tarihli protokolün 5. maddesi uyarınca geçmiş döneme ait doğabilecek muhtemel borçlardan sorumlu olduğu için davalılara 15.000 USD avans ödemesi yaptığını, davalının iddia ettiği şirketin devir öncesine ait doğmuş borçlarını ispat etmesi halinde bu tutardan tahsili ile kalan avans tutarının iadesini talep etmiş, karşı davalılar ise protokole esas alınan 30.04.2012 tarihli mizanda (121) Alacak Senetleri altında yer alan … Bankası … Şubesine ait 30.05.2012 vade tarihli 29.000TL tutarındaki çekin karşı davacı tarafından haksız olarak tahsil edildiğini, bu çek bedelinin iadesini talep ettiklerini ve karşı davacının da 15.000USD ödemeyi çek bedeline mahsuben yaptığını, avans niteliğinde olmadığını savunmuştur.
Taraflar arasında düzenlenen 03.05.2012 tarihli protokol ile … Tic. Ltd. Şti’ye ait hisselerin tamamı davacı/karşı davalı …’a devredilmiş, 30.04.2012 tarihli mizan esas alınarak borç ve alacakların kime ait olacağı düzenlenmiştir. Buna göre; şirketin mizanında kayıtlı bulunan alıcılar hesabındaki alacaklar tahsil edildiğinde tamamı devredene iade edilecek, aynı şekilde mizanda gösterilenler dışında devir öncesi döneme ait ortaya çıkabilecek hertürlü borçtan da devreden sorumlu olacaktır. Her nekadar karşı davacı, 29.000 TL tutarındaki çekin protokol hükümlerine göre tahsil edildiğinde devredene ait olacak bir alacak kalemi olduğunu ileri sürmüş ise de, protokolün 2.b. maddesi sadece (120) Alıcılar hesabındaki alacakları kapsayacak şekilde düzenlenmiş olup, protokolün ilgili maddesi geniş şekilde yorumlanarak (121) Alacak Senetleri hesabında yer alan çekin de devredene ait olacağı sonucuna varılamaz. Kaldı ki, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 09.06.2004 tarih, 2004/4-362 Esas, 2004/347 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, havale, bir ödeme vasıtası olup, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcut olduğundan, bu yasal karinenin aksini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havaleci (muhil), bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Dava konusu olayda, karşı davacı tarafından havale edilen 15.000 USD’nin avans niteliğinde olduğunu ispata yarar delil sunulmadığı, protokolde bu yönde hüküm bulunmadığı, protokolün 2.b. maddesi kapsamında karşı davacının alacağının da bulunmadığı gözetildiğinde yapılan havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığının kabulü ile karşı davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar/karşı davalılar vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının reddi ile asıl davada verilen usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacılar/karşı davalılar yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz edenlerden alınmasına, 11/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.