YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/9408
KARAR NO : 2017/6620
KARAR TARİHİ : 21.09.2017
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Karar Tarihi : 22.12.2015
Suç : Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma
Hüküm : TCK’nın 179/3-2, 62, 50/1-a, 52. maddeleri gereğince mahkumiyet hükmünün açıklanması
Trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelendi gereği düşünüldü;
Mahkemece 14.11.2013 tarihinde sanık hakkında TCK’nın 179/3-2,62. Maddeleri gereğince 1 ay 20 gün gün hapis cezasından ibaret mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, söz konusu kararın 18.12.2013 tarihinde kesinleştiği, denetim süresi içinde sanığın yeniden kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle Ankara Batı 7. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından sanık hakkında TCK’nın 86/2,86/3,62,52. Maddeleri gereğince 3.000 TL adli para cezasına hükmolunduğu, bu ikinci suçtan kurulan mahkumiyet hükmünün suç tarihinin 01.01.2015 olduğunun anlaşıldığı, bunun üzerine mahkemece ilk hükme yönelik dosya yeniden ele alınarak, hükmün açıklanmasına dair kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141 ve 5271 sayılı CMK’nın 34. maddeleri uyarınca bütün mahkeme kararlarının, karşı oy da dahil olmak üzere gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Gerekçe, hükmün dayanaklarının, akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun açıklamasıdır. Ceza Muhakemesi Kanununun 230/2. maddesinde aynı Kanunun 223. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen hallerden hangisine dayanıldığının delilleri ile birlikte gösterilmesi gerektiği, 232/6. maddesinde ise mahkeme tarafından verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, yasa koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açacaktır. Bu itibarla keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime olanak sağlamak bakımından, hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunmaktadır. Hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi ise 1412 sayılı Kanunun 308/7 ve 5271 sayılı CMK’nın 289/1-g bendi uyarınca hukuka kesin aykırılık halini oluşturacaktır. İncelenen dosya kapsamına göre; somut olayda, sanık hakkında hükmün açıklanmasına karar verilirken iddia, savunma ve kabul ile kabulü sağlayan delillerin gösterilmemesi, trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan yapılan yargılamada, sanığın hangi eyleminin ne şekilde trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçunu oluşturduğu hususunun açıklanmaması suretiyle gerekçesiz hüküm tesisi;
Kabule göre de;
CMK’nın 231. maddesinin 11. fıkrası uyarınca ancak, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanık hakkında durumunun değerlendirilerek, kısmi infaz veya koşulların varlığı halinde TCK’nın 50 ve 51. maddelerinin uygulanması suretiyle yeni bir mahkumiyet hükmü kurulabileceği ve yeniden suç işleyen sanık hakkında, daha önce verilen hükmün aynen açıklanmasına karar verilmesi gerekirken hükmolunan hapis cezasının yasal zorunluluk bulunmadığı halde adli para cezasına çevrilmesi;
Bozmayı gerektirmiş olup, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince tebliğnamedeki isteme uygun olarak BOZULMASINA; 21.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.