YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/1647
KARAR NO : 2017/21426
KARAR TARİHİ : 25.10.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Özel belgede sahtecilik, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
Hüküm : 1-TCK 207/1, 43/1,62, 51/1, 53/1 mad. uyarınca mahkumiyet
2-TCK 155/2, 62, 52/2, 51/1 maddeleri uyarınca mahkumiyet
Özel belgede sahtecilik ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık müdafi tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, katılanın muhasebe işlerini muhasebe bürosu olarak takip ettiği, 2005-2006 tarihleri arasında Bağkur ve vergi borçlarını ödemek üzere katılandan yaklaşık 20.000.TL tahsil etmesine rağmen bu tahsilatlara ilişkin sahte vergi makbuzları ve banka dekontları sunmak suretiyle uhdesinde tuttuğu, sanığın bu şekilde zincirleme şekilde özel belgede sahtecilik ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlarını işlediği iddia edilen olayda;
1-Sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan incelemede;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü uyarınca; sanığa yüklenen “özel belgede sahtecilik” suçunun 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren ve lehe olan 5237 sayılı TCK’nun 207/1. maddesinde öngörülen cezasının miktarı ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu aynı Kanunun 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, dosyada bulunan en son makbuz tarihi suç tarihi olarak kabul edildiğinde, suçun işlendiği 30/06/2005 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanık müdafinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5237 sayılı TCK’nun 66/1-e, 67/4 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE,
2-Sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan incelemede;
Maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti açısından, öncelikle sanık ile katılan arasındaki muhasebe işlemlerinin yapılmasına ilişkin sözleşmeler var ise birer suretinin temin edilerek, katılan tarafından iddia konusu yıllara ilişkin sanığa ilgili ödemeleri yapmak üzere verilen ancak vergi dairesine ödenmeyen borç bulunup bulunmadığı, ayrıca sanığa verilen paralara ilişkin belgeler var ise getirtilerek yeterli araştırma ve inceleme yapıldıktan sonra, Serbest Muhasebecilerin 3568 sayılı Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirlik Kanunu’nun 2/A maddesinde belirtilen görevler arasında “vergi borcunu yatırmak” gibi bir görevin olmadığı, ayrıca Türkiye Serbest Muhasebeciler Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliğinin Mecburi Meslek Kararları’na ilişkin 26.01.1996 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 1996/1 sayılı genelgesinin 1. maddesinde yer alan “meslek mensupları, müşteri adına üçüncü kişilere ödeme yapmak üzere her ne isim altında olursa olsun mali değerler alamazlar” şeklindeki hükmü de dikkate alınmak suretiyle; sanığın, vergi ve SSK prim borcunu yatırmak üzere katılanlardan ve şikayetçilerden aldığı paraları kurumlara yatırmayarak özel işlerinde kullandığının sübutu halinde, şikayete ve uzlaştırmaya tabi olan 5237 sayılı TCK’nın 155/1. maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Sanığın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine ilişkin hükümde, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda katılana karşı aynı suçu birden fazla işlemesi nedeniyle TCK’nın 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.