Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/7699 E. 2017/12073 K. 03.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/7699
KARAR NO : 2017/12073
KARAR TARİHİ : 03.10.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tespit ve Alacak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın alacak talebine yönelik kısmının reddine, 124 ada 5 parsel nolu taşınmaza yönelik davanın yetki yönünden reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR
Davacı vekili, tarafların yakın murisi … ‘ün kendi imkanları ile 295 nolu parseli satın aldığını, parsel üzerindeki binanın ise vekil edeninin gönderdiği paralar ile yapıldığını, muris … ‘ün, vekil edeninin gönderdiği paralarla mütenasip hisse vermediğini, sadece 71/294 hisse verdiğini, davalılara da taşınmazdan hisseler sattığını, murisin bu hisse satışlarından elde ettiği paralar ile Kastamonu Cide’de kendisine ev yaptırdığını açıklayarak; 295 nolu parsel üzerine inşaa edilmiş bulunan biri bodrum dört normal ve bir teras kattan oluşan kargir binanın tamamının, davacı tarafından gönderilen paralarla, … isimli şahıslara … ait bulunan Nur Ticaret firması aracılığıyla yaptırılmış olduğunun ve keza bu inşaattaki dairelere karşılık hisse devirlerinden elde edilen paralar karşılığında, Kastamonu, Cide Akbayır Köyünde kök muris … adına kayıtlı 124 ada 5 parsel üzerinde muris … tarafından iki katlı kargir binanın yaptırılmış oluğunun tespitine, bu şekilde vekil edeninin fazladan yaptığı ödemeler sebebiyle uğradığı zarar için şimdilik 10.000 TL’nin davalılardan tahsiline, fazlaya ait haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davacının babasına göndermiş olduğu bir miktar para karşılığında binanın tamamını sahiplenmeye çalıştığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; “Davacı vekilinin Kastamonu ili, Cide ilçesinde bulunan taşınmazın tespitine yönelik davasının HMK’nın 12. maddesi gereğince mahkememiz yetkili olmadığından mahkememizin yetkisizliğine, dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, talep halinde dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesine, Davacı vekilinin 2006/325 E sayılı dava dosyası içerisinde bulunan beyan dilekçesinin 3. paragrafında davacı …’ün masraflarına karşılık dava konusu taşınmazda 71/294 hisse verildiği belirtildiği ve tanıkların da beyanları dikkate alındığında alacak davasının reddine” karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Her ne kadar Mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş ise de, Mahkeme kararına katılma imkanı bulunmamaktadır.
1-6100 sayılı HMK’nun 26. maddesi uyarınca hâkim, tarafların ileri sürdükleri maddi olay ve netice talepleri ile bağlıdır. H.M.K’nun 33. maddesine göre ise, olayların hukuksal açıdan değerlendirilmesi ve nitelendirilmesi hakime aittir.
Bu ilkeler ışığında, davacı vekilinin aşamalarda dosyaya sunmuş olduğu dilekçelerindeki anlatımlardan, talebin; 525 ada 295 parsel üzerinde yapılan bir bodrum, dört normal ve bir teras kattan ibaret binanın yapımı için vekil edeni tarafından gönderilen paralar ile, bu paralar karşılığı vekil edenine verilen hissenin orantılı olmaması, bir kısım daha alacağının bulunması iddialarına yönelik olarak talep edilen alacak isteminden ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Davacı taraf, Kastamonu, Cide’deki 124 ada 5 parsel sayılı taşınmaz üzerine ev yapıldığını ileri sürerken, muhdesatın tespitine yönelik bağımsız ya da terditli talepte bulunmamış, kendisine ödenmesi gereken para ile yapıldığını iddia ettiği işleri açıklayarak, alacak hakkını güçlendirmeye çalışmıştır.
Hal böyle olunca, Mahkemece, “Davacı vekilinin Kastamonu ili, Cide ilçesinde bulunan taşınmazın tespitine yönelik davasının HMK’nın 12. maddesi gereğince mahkememiz yetkili olmadığından mahkememizin yetkisizliğine” şeklinde hüküm tesisinde isabet görülmemiştir.
2-Mahkemece her ne kadar, davacı tarafın alacak istemi konusunda ret kararı verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Mahkemece yapılması gereken iş, davaya konu 525 ada 295 parsel üzerindeki bir bodrum, dört normal ve bir teras kattan ibaret yapının, davacının nam ve hesabına yaptırılıp yaptırılmadığı hususunun duraksayama yer vermeyecek şekilde kanıtlanmasından sonra, davacıya intikali yapılan 71/294 hissenin sözkonusu bina karşılığında yapılıp yapılmadığının belirlenmesi, şayet sözkonusu pay devrinin davacının inançlı işlemi uyarınca inşa edilen bina karşılığında yapıldığı kabul edilirse, bu payın yapılan harcamaları karşılayıp karşılamadığının, karşılamamakta ise ne kadarlık eksik miktar kaldığının tespiti ile, alacak talebi hakkında, iddia ve savunma doğrultusunda toplanmış ve toplanacak deliller sonucunda oluşacak duruma göre, bir hüküm tesis edilmesidir.
Mahkemece; bu hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 03.10.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.