Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2015/14743 E. 2017/17102 K. 31.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14743
KARAR NO : 2017/17102
KARAR TARİHİ : 31.10.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dilekçesinde, davacının 07.07.2008 – 02.06.2012 tarihleri arasında davalı işyerinde satış temsilcisi olarak aylık 2.500,00 TL ücretle çalıştığını, çalışmasının … …Havalimanı Dış Hatlar terminali gümrüksüz bölgesinde olduğunu ve vardiya esasına göre 24 saat … esasıyla yapıldığını, iş akdinin haksız olarak feshedildiğini, 31.05.2012 tarihinde gece 20:00 vardiyasında davacının mevcut parfüm numunelerinden kendisi için birkaç tane aldığını, bunun normal ve bilinen bir durum olduğunu, gece mağazaya gelen mağaza müdürünün davacıyı hırsızlıkla itham ederek işten attığını, dövmekle tehdit ederek baskı altında savunma yazdırdığını; ardından davacı ile cinsel ilişki teklifi ile konuyu kapatabileceğini, aksi takdirde polis çağırarak 80 Euro bedelinde ürün çaldığından bahisle hırsızlıkla suçlayacağını, ya da istifa etmesi gerektiğini söylediğini, davacının istifayı imzalamak zorunda kaldığını belirterek kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı için şimdilik toplam 5.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili dilekçesinde; davacının istifa ederek işten ayrıldığını, davacının ücretinin banka yoluyla ödendiğini ve 2.500,00 TL değil bordrolarda olduğu gibi 1.175,00 TL olduğunu, çalışmaların 8 saat vardiya esasına göre olduğunu; davacının 14.06.2012 tarihinde keşide etmiş olduğu ihtarnamede 3630 prim günü ve 15 yıllık sigorta süresini tamamlayarak kıdem tazminatının ödenmesini talep ettiğini ancak bu isteği karşılanmayınca bu davayı açtığını; gümrüksüz satış mağazasından promosyon ürünün alınmasının yasak ve suç olduğunu, davacının konu hakkında savunma verdiğini ve sürecin sonlanmasını beklemeden istifa ettiğini; 02.06.2012 vardiya değişiminde davacının dolabına parfüm ve makyaj çantası ürünler götürdüğünün tespit edildiğini, bu durumun kimse tarafından bilinmemesi için istifa ettiğini, olaya şahit olan tanıklar bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanarak; davacının davalı işverenden 1475 sayılı Yasa’nın 14. maddesi uyarınca kıdem tazminatı talebinde bulunmasının davacının işverenin haklı feshinden kurtulmak amacıyla emeklilik hakkının kötüye kullanılması niteliğinde olmadığı, davacının gerçek iradesinin emeklilik nedeniyle iş ilişkisini sonlandırmak olduğu ve istifaya yönelik bir iradesinin de olmadığı ve iş akdinin emeklilik nedeniyle davacı işçisi tarafından sona erdirildiği kabul edilerek kıdem tazminatı talebinin kabulüne, ihbar tazminatı talebinin ise reddine şeklindeki gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Taraflar arasında, iş ilişkisinin işçinin istifası ile sona erip ermediği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
İşçinin haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer. İstifanın işverence kabulü zorunlu değilse de, işverence dilekçenin işleme konulmamış olması ve işçinin de işyerinde çalışmaya devam etmesi halinde gerçek bir istifadan söz edilemez. Bununla birlikte istifaya rağmen tarafların belirli bir süre daha … yönünde iradelerinin birleşmesi halinde, kararlaştırılan sürenin sonunda iş sözleşmesinin ikale yoluyla sona erdiği kabul edilmelidir.
İşçinin istifa dilekçesindeki iradesinin fesada uğratılması da sıkça karşılaşılan bir durumdur. İşverenin tazminatların derhal ödeneceği sözünü vermek ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması halinde, gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu halde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir.
İşverenin baskı uygulaması sonucu düzenlenen istifa dilekçesine değer verilemez. Dairemizce bu gibi hallerde feshin işverence gerçekleştirildiği, bununla birlikte işveren feshinin haklı olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir (Yargıtay 9.HD. 3.7.2007 gün 2007/14407 E, 2007/21552 K.).
İşçinin haklı nedenle derhal fesih nedenleri mevcut olduğu ve buna uygun biçimde bir fesih yoluna gideceği sırada, iradesi fesada uğratılarak işverence istifa dilekçesi alınması durumunda da istifaya geçerlilik tanınması doğru olmaz. Bu durumda işçinin haklı olarak sözleşmeyi feshettiği sonucuna varılmalıdır.
İş sözleşmesinin istifa ile sona ermesi halinde, işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanması mümkün olmadığı gibi, ihbar ve kıdem tazminatlarına da hak kazanamaz.
Somut uyuşmazlıkta, davalı tarafından dosyaya sunulan, davacının imzasını havi ve davacı tarafından imza inkarında bulunulmayan, 02/06/2012 tarihli istifa dilekçesinde haklı bir nedene dayanılmamış, dava dilekçesinde istifa dilekçesinin zorla imzalatıldığı iddia olunmuştur.
Davacı yazı ve imzayı inkar etmeyip irade fesadı iddiasında bulunduğuna göre bu iddiasını ispat etmek durumundadır. Dosyadaki bilgi belgeler ve dinlenen tanık beyanları karşısında istifanın irade fesadı ile alındığına yönelik dosyada somut deliler olmamakla; 02.06.2012 tarihinde misafirlere promosyon olarak verilen bir adet makyaj çantası ve 6 adet parfümün davacının işyerindeki dolabından çıktığı sabit olup, davacının bu ürünleri izinsiz soyunma odasındaki dolabına bıraktığını imzalı beyanı ile belirtmesi karşısında davacının işbu eşyaları işverenin bilgisi dışında aldığı ve bu durumun anlaşılması üzerine istifa dilekçesi sunduğu sabittir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 25 inci maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkânının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkânı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkânı tanımaktadır. Davacının yaptığı davranış, doğrululuk ve bağlılıkla uymayan davranış kapsamında olup işverene haklı nedenle fesih imkanı vermektedir. Davacı işveren tarafından başlatılacak fesih sürecine ve haklı fesih işlemine karşı nedensiz olarak istifa etmiştir.
Maddi bu olgulara göre istifa dilekçesinin hile, tehdit veya ikrah yoluyla imzalatıldığı davacı tarafından ispat edilemediği gibi istifadan sonra emeklilik nedeniyle iş akdini feshettiği kıdem tazminatı talebi olduğuna yönelik işverene ihtarname göndermesi de sonuca etkili değildir. Sonuç olarak davacının istifa iradesine değer verilerek kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle kıdem tazminatı talebinin kabulü hatalıdır.

F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgiliye iadesine, 31.10.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.