YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2770
KARAR NO : 2017/4937
KARAR TARİHİ : 02.10.2017
MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 2. Tüketici Mahkemesi’nce verilen 14/01/2016 tarih ve 2014/430-2016/126 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin bilgisi dışında … Bankası … Şubesinde bulunan hesabından 16/09/2013 tarihinde saat 23:06’da 1.500,00 TL, 17/09/2013 tarihli saat 00:17’de 2.000,00 TL, aynı tarihte 00:18’de 500,00 TL olmak üzere toplam 4.000,00 TL nakit para çekildiğini, müvekkilinin nakit para çekimini davalı bankanın müşteri temsilcisinden öğrendiğini, nakit işleminin gerçekleştiği tarihte kartını kendisi dahil kimsenin kullanmadığını, kartın bir kopya/sahtesinin kullanıldığını, dolandırıcılık suçundan … Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulunulduğunu, banka kartlarının kullanımında ortaya çıkabilecek risklerin paylaşımında bankaların özen sorumluluğu olduğunu ileri sürerek 4.000,00 TL’nin işlem tarihi olan 17/09/2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının kartı alışveriş yapmak suretiyle kullandığını, kartın davacıya ait olan şifre ile kullanılması gerektiği gözönüne alındığında, bu şifrenin ele geçirilmesinde bankaya yüklenecek bir kusur olamayacağını, kopyalanmış kartın kullanılması halinde kartın şifresinin de kullanılmasının zorunlu olduğunu, aksi halde kartla işlem yapılmasının mümkün olamayacağını, kartın şifresini bilenin sadece davacı olduğunu, bu şifrenin davacı tarafından bir başka kişiye verilmesi yada ihmali neticesinde şifresinin bir başka kişi tarafından ele geçirilmesinden bankanın sorumlu tutulmasının mümkün olamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; soruşturma dosyasında parayı çeken şüphelilerin kimliğinin tespit edilemediğinden daimi aramaya alındığı, kamera kaydı incelendiğine 16/09/2013 günü saat 23:05.40 – 23:06.49 arasında ve 17/09/2013 günü saat 00:17.22 – 00:20.04 arasında meçhul şahsın şubesi atm’sine geldiği ve işlem yaptığının görüldüğü, bir kart sahibinin gece yarısı üstelik hesabında olmayan 4.000,00 TL’yi çekmesinin (hesabın kredili mevduat niteliğinde olması ve yapılan para çekme işlemleri sonucu -4.983,20 TL’ye düşmesi nedeniyle ) olağan bir davranış olmadığı, bilirkişiler tarafından sunulan raporda kartın koyası yada gerçeği ile işlem yapıldığının tespit edilemediği, kartın kopyalanıp kopyalanmadığı hususunun mahkemenin taktirine bırakılmış olduğu, davacı tüketicinin kendi bilgisi dahilinde ve şifresini kullandırarak para çekme olayının gerçekleştiğinin kabulünün somut olayda mümkün görülmediği, bu konuda dosyada bir delil bulunmadığı, günümüzde atm’lere takılan aparatlar ve kameralar yoluyla kart bilgilerinin ve şifrelerin ele geçirilmesinin mümkün olduğu, bankanın özen sorumluluğu bulunduğu, atm’lerde gerekli güvenlik önlemlerini alması gerektiği ve davacının kartının kopyalanması neticesinde davacı tüketicinin herhangi bir kusuru bulunmaksızın para çekme işlemlerinin gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 4.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankamatik kartının kopyalandığı iddiası ile hesabından 3. kişiler tarafından çekilen 4.000,00 TL’nin davalı bankadan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş ise de davacı tarafından bankamatik kartının kopyalandığı yolunda bir delil sunulmadığından bu husus ispatlanamadığı gibi bankamatik kartı ile kart şifresinin 3. kişilerin eline nasıl geçtiğinin de açıklanmamış olması karşısında yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı lehine bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 02/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.