YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/2770
KARAR NO : 2017/5512
KARAR TARİHİ : 18.10.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ-ECRİMİSİL
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi, ecrimisil davası sonunda yerel mahkemece ecrimisil yönünden karar verilmesine yer olmadığına, elatmanın önlenmesi bakımından davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hâkimi …’un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Davacı;maliki olduğu 297 ada 51 parsel sayılı taşınmaza komşu parsel maliki davalının fiilen el attığını, taşınmazdaki fındığı 15 yıldan beri davalının topladığını ve kendisini taşınmaza sokmadığını belirterek el atmanın önlenmesine ve 10 yıllık ecrimisil bedeli olarak şimdilik 1.000-TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş,davacı vekili ön inceleme duruşmasında ecrimisil isteğinin 5 yıla ilişkin olduğunu beyan etmiş, bilahare ecrimisil isteğinden vazgeçmiştir.
Davalı vekili aşamalardaki beyanında zamanaşımı definde bulunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; ecrimisil isteği bakımından karar verilmesine yer olmadığına, el atmanın önlenmesi isteği yönünden kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Getirtilen tapu kaydı ve eklerinden; davacının kayden maliki olduğu 297 ada 51 parsel sayılı fındık bahçesi vasıflı taşınmazda davalının kayda dayalı bir hakının olmadığı sabittir.
Hemen belirtilmelidir ki, mülkiyet hakkı gerek Anayasa ve yasalarla gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır.
Eşyaya bağlı ayni haklardan olan mülkiyet hakkı herkese karşı ileri sürülebileceği gibi, hakka yönelik bir müdahale durumunda ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın, ileri sürüldüğü andaki hak sahibi tarafından her zaman koruma istenebileceği de kuşkusuzdur. Anılan korumanın istenmesi durumunda da hakkın kötüye kullanıldığından söz edilebilmesine hukuken olanak yoktur.
Diğer yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683. maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü el atmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür.
Somut olaya gelince; 21/11/2014 havale tarihli fen bilirkişi raporu ve ekindeki krokiye göre davacıya ait 297 ada 51 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan ve A harfi ile gösterilen 88,54 m2’lik kısmın davalı kullanımında olduğu saptanmış olup, mahkemece el atmanın önlenmesi isteği yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru değildir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 18.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.