Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/11997 E. 2017/10969 K. 18.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/11997
KARAR NO : 2017/10969
KARAR TARİHİ : 18.09.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı üçüncü kişi vekili haczedilen malların müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinden önce bu adreste borçlunun işletmeci olarak bulunduğunu, bu kişinin kiracılığının sonra erdiğini, akabinde işyerinin müvekkili tarafından devralındığını, bu tarihten sonra adresin borçlu ile ilgisinin bulunmadığını iddia ederek davanın kabulü ile menkuller üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporuna göre haciz yapılan adresin 19/01/2012 tarihinde davacı adına tesis edildiği, haczedilen kitapların davacının işletme defterinde kayıtlı bulunduğunun tespit edildiği, 27/02/2014 tarihli oturumda dinlenen tanık beyanlarının da bu yönde olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile menkuller üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma karar vermeye yeterli değildir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre; dava konusu hacizden önce aynı yerde 20.01.2012 tarihinde yapılan haciz sırasında da 3. kişinin mahalde hazır olduğu, yeri yaklaşık 1 ay önce devraldığını beyan ettiği, malların kendisine ait olduğunu beyan ettiği, yapılan evrak araştırmasında borçlu adına kesilmiş faturalara,tahsilat makbuzlarına, hesap ekstrelerine ve bir takım paketlere rastlandığı, 15.000 TL değerinde üniversite hazırlık kitapları ve romanların haczedildiği, 3. kişinin yediemin olmak istememesi üzerine mahcuzların mahalde bırakıldığı, akabinde 3. kişi tarafından menkullerle ilgili olarak istihkak iddiasında bulunulduğu, istihkak iddiasının alacaklı tarafından kabul edilmediği, İcra Hukuk Mahkemesi kararıyla takibin devamına ve 3. kişiye dava açması için süre verildiği, bu kararın da 3. kişiye usulüne uygun tebliğ edildiği, ancak bu hacze ilişkin dava açılmadığı, dava konusu 26.12.2012 tarihli haciz tutanağına yansıyan 3. kişi beyanlarına göre de, 20.01.2012 tarihinde haczedilen kitapların 3. kişi tarafından borçluya teslim edildiğinin bildirildiği görülmektedir. Tüm bu bilgilere ve takip borçlusu ile 3. kişinin faaliyet alanlarının aynı olmasına göre dava konusu olayda, mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olup, davada ispat külfeti davacı üzerindedir. Öte yandan; davalı alacaklı tarafça, davacı 3.kişi ile borçlu arasında akrabalık ilişkisi olduğu iddia edildiğine ve cevap dilekçesinde delil olarak nüfus kaydına da dayanıldığına göre, davalı 3. kişi ile borçlunun ayrıntılı nüfus kayıt örnekleri Mahkemece getirtilerek, davalı alacaklının iddiasının gerçekliğinin incelenmesi, bu doğrultuda elde edilen bilgilerin dosyada bulunan diğer delillerle birlikte, mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğu hususu da değerlendirilerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklının temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366. ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 438. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,18.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.