Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/3765 E. 2017/5579 K. 23.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3765
KARAR NO : 2017/5579
KARAR TARİHİ : 23.10.2017

MAHKEMESİ : … … 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … … 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/11/2015 tarih ve 2014/65-2015/219 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı- karşı davalı vekili, perde desenlerine ilişkin 2007/05036 sayılı çoklu endüstriyel tasarımların müvekkili adına tescilli olduğunu, davalının aynı tasarıma konu ürünleri taklit edip satışa arz için elinde bulundurmak suretiyle müvekkilinin tasarımdan doğan haklarına tecavüz ettiğini ileri sürerek tecavüzün önlenmesini, 554 sayılı KHK’nın 52/c maddesi uyarınca şimdilik 5.000 TL’nin ticari faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı- karşı davacı vekili, müvekkilinin ürünlerindeki değişikliklerin davacı tasarımları karşısında benzerliği ortadan kaldırdığını, tecavüzün bulunmadığını, davacının tescilli tasarımlarının anonim olup yıllardan beri piyasada yer aldığını savunarak asıl davanın reddini, karşı davanın kabulü ile davacı- karşı davalı adına tescilli çoklu tasarımın hükümsüzlüğünü istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, karşı davada hükümsüzlüğü istenen davacı- karşı davalıya ait tasarımların başvuru tarihinden önce kamuya sunulmuş benzerlerine ait örneklerin dosyaya ibraz edilmediği, hükümsüzlük isteminin yerinde olmadığı, asıl dava yönünden yapılan incelemede, davalının, bilgilenmiş kullanıcılarca ayırt edilemeyecek derecede davacıya ait tasarımların benzerlerini ürünlerinde kullandığı, muhasip bilirkişi tarafından en düşük oranda lisans bedelinin 330.701 TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, tasarımdan doğan haklara tecavüz teşkil eden fiilerin durdurulmasına, 5.000 TL maddi tazminatın 04.01.2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, sair istemlerin reddine, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı- karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
Asıl dava, davacı şirketin tasarımdan doğan haklarına tecavüz teşkil eden davalı fiillerinin durdurulması ve 554 sayılı KHK’nın 52/2-c bendi uyarınca tasarımdan doğan haklara tecavüz eden davalı tarafın tasarımı bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece verilen 12.12.2013 tarihli kararın temyizi üzerine Dairemizin 26.06.2014 tarih ve 2014/4912-12219 E.K. sayılı bozma ilamında lisans bedelinin sadece davacının ciroları dikkate alınarak hesaplanamayacağı, lisans bedeline göre yapılacak hesaplamada emsal lisans bedelleri ile tasarımın itibarı, başka lisansın olup olmaması, tasarımın koruma süresi gibi etkenlerin dikkate alınması gerektiği, lisans bedeline göre hesap edilecek maddi tazminatın bu şekilde belirlenememesi halinde 6098 sayılı TBK’nın 50 (Mülga 818 s.BK.m.42). maddesine göre uygun bir tazminata hükmedilmesi gerektiğine işaret edilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyulduğu halde bozma ilamında belirtilen hususlarda bir araştırma yapılmamış, bu kez de davalı şirketin hasılatı üzerinden lisans bedeli hesaplaması yapan mali müşavir bilirkişinin raporu esas alınarak tazminata hükmedilmiştir. Davacı tarafından emsal lisans bedeli sunulmadığına göre mahkemece, içinde tasarım uzmanının da bulunduğu bir bilirkişi heyetinden Dairemizin 26.06.2014 tarih ve 2014/4912-12219 E.K. sayılı bozma ilamında belirtildiği şekilde lisans bedelinin bulunarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken uyulan bozma ilamının gereği yerine getirilmeksizin eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı- karşı davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı- karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı- karşı davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 23/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.