YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3142
KARAR NO : 2017/5596
KARAR TARİHİ : 23.10.2017
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23.11.2015 tarih ve 2014/749-2015/866 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirkete taşıma hizmeti verdiğini ve aralarında süregelen ticari ilişki bulunduğunu, müvekkili tarafından davalı aleyhine taşıma ilişkisinden doğan ve davalı tarafından ödenmeyen 73.744,85 TL için icra takibine başlandığını, davalının icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek davalının icra dosyasına vaki itirazının iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, ancak müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında bulunan sözleşme gereğince davacının davalıya taşıma hizmeti verdiğinin sabit olduğu, davacının kendi ticari defterlerinde takip tarihine göre 73.774,85 TL alacaklı göründüğü, ancak 10.545,18 TL kısmına karşılık taşıma hizmetinin verildiğinin ispatlanamadığı, dolayısıyla davacı alacağının takip tarihi itibariyle 63.229,67 TL olduğu, davalının hizmetin verilmediğini ileri sürerek 69.693,41 TL tutarında iade faturası düzenlenmişse de bu faturaların davacıya teslim edildiğine dair belge ibraz edilmediğini dolayısıyla takip tarihi itibariyle davacının 63.229,67 TL alacağının olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile icra takibinin 63.229,67 TL asıl alacak üzerinden devamına ve alacak likit olduğundan kabul edilen kısmın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacak için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, hükmün tefhim edildiği celsenin saati bir önceki celsede 13.00 olarak taraflara bildirilmesine rağmen, celse davalı vekilinin yokluğunda 12.44’de tamamlanmış, celsede tahkikatın bittiği bildirilmiş, sözlü yargılamaya geçilerek davanın esası hakkında karar verilmiştir. Oysa, tahkikatın bittiğinin tefhim edildiği duruşmada, taraflardan bir kısmının hazır olmaması veya hazır olan taraflardan biri ya da tamamının, mahkemeden sözlü yargılama için duruşma günü tayin edilmesini istemeleri halinde, sözlü yargılama için HMK’nın 186. maddesine uygun olarak duruşma günü belirlenmesi ve bu durumun duruşmada olmayan taraflara meşruhatlı davetiye ile tebliğ edilmesi gerekir. Tahkikatın bittiğinin tefhim edildiği duruşmada, tarafların tamamının hazır ve sözlü yargılama için yeni duruşma günü verilmesini istemediklerini beyan etmeleri halinde, bu husus duruşma tutanağına yazıldıktan sonra, sözlü yargılamaya geçilir, taraflara HMK’nın 186/2. maddesine göre son sözleri sorulur, son sözleri dinlendikten sonra, mahkeme hükmünü verir.
Bu durumda, hükmün tefhim edildiği 20.11.2015 tarihli celsenin bildirilen saatten önce yapılıp tamamlanması ve aynı celsede davalı vekili olmamasına rağmen tahkikatın bittiği tefhim edilerek, sözlü yargılamaya geçilmesi savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğundan, adil yargılanma hakkı ile hukuki dinlenilme hakkına aykırıdır. Mahkemece, bu hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, mümeyyiz davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.