YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/15242
KARAR NO : 2017/11653
KARAR TARİHİ : 09.10.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçların suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Suça sürüklenen çocuk hakkında 16/11/2011 tarihinde verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 31/01/2012 tarihinde kesinleştiği, 3 yıllık denetim süresi içerisinde olan 13/07/2012 tarihinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle suça sürüklenen çocuğun yargılanarak 18/10/2012 tarihinde mahkumiyetine karar verildiği ve bu mahkumiyet kararının temyiz edilmeden 27/12/2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakta ise de; ihbara konu Kırıkkale 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/389 Esas ve 2012/796 Karar sayılı kararındaki suçun 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’u ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesine eklenen fıkra ile “…suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar” şeklinde tanımı yapılan suçlardan olması nedeniyle uzlaşma kapsamına alındığından hükmün açıklanıp açıklanmayacağına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Kabule göre de; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.03.2013 gün ve 2013/106 sayılı kararında açıklandığı üzere, suça sürüklenen çocuğun, suça konu demir kapı ile el arabasını sattığı yeri göstermesinin bizzat duyduğu pişmanlıktan değil, suç ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 763. maddesi uyarınca suça konu eşyayı üçüncü bir kişiye satmak suretiyle zilyetliği devreden suça sürüklenen çocuğun artık eşya üzerinde tasarruf yetkisi kalmadığından, üzerinde tasarruf yetkisi bulunmayan demir kapı ve el arabasını sattığı yeri göstermesi sonucu satın alınan kişiden alınarak mağdura iadesinin 168. madde anlamında suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirilmiş bir iade veya tazmin olarak kabulünün mümkün bulunmadığının, bu hususun ancak 5237 sayılı TCK’nın “Takdiri indirim nedenleri” başlıklı 62. maddesinin uygulanmasında göz önünde bulundurulabileceğinin gözetilmemesi;
3-Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 40. maddesi, Milletler Çocuk Ceza Adaleti Sisteminin Uygulanması Hakkında Asgarî Standart Kuralları ve TCK’nın 31/2. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, suça sürüklenen çocuğun yaşı nedeniyle yaptırılması zorunlu olan cezai ehliyetlerinin bulunup bulunmadığına ilişkin Adli Tıp inceleme giderlerinin, yargılama gideri olarak suça sürüklenen çocuğa yükletilemeyeceğinin gözetilmemesi;
4-14/02/2013 tarihli duruşmada suça sürüklenen çocuğun zorla getirilmesine karar verildiği halde, suça sürüklenen çocuğun ifadesine başvurulmadan ve ara karardan da dönülmeden yargılamaya son verilmesi;
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk … müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca hükmolunan cezanın süresi, tür ve miktarı bakımından kısıtlanmış hakkın korunmasına, 09/10/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.