YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/15033
KARAR NO : 2017/12644
KARAR TARİHİ : 11.10.2017
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı … vekili, dava dilekçesinde belirtilen araç nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğinde bulunmuş, ayrıca dava dilekçesinde bahsi geçen ev eşyalarının aynen olmadığı takdirde bedelinin iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … Gören vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tasfiyeye konu aracın davacı tarafından davalıya hediye edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir(6100 sayılı HMK 33. m). İddianın ileri sürülüş şekline göre tasfiyeye konu araç yönünden dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden(TMK 229.m) ve denkleştirmeden(TMK 230.m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının(TMK 219.m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin(TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır(TMK 236/1.m). Katılma alacağı Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm(rayiç) değerleri esas alınır(TMK 227/1, 228/1, 232 ve 235/1. m). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir(TMK 222. m). -//-
Yukarıdaki değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, 17.12.2006 tarihinde evlenmiş, 17.01.2011 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir(TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir(4722 sayılı yasanın 10, TMK 202/1.m). Tasfiyeye konu 06 BG 9988 plakalı araç, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 01.06.2007 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır(TMK 179.m).
Mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de bu karara katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki; davalı eşin evlenmeden evvel sahip olduğu kişisel mal niteliğindeki 06 BK 358 plakalı aracın satışından elde edilen para da eklenmek suretiyle yakın tarihte tasfiyeye konu 06 BG 9988 plakalı araç 01.06.2007 tarihinde satın alınarak davalı eş adına tescil edilmiştir. Her ne kadar davalı tanığı olan kardeşi … doğum günü hediyesi olduğunu söylemiş ise de, beyanlarının görgüye dayalı olmaması ve davalının dosya arasında mevcut doğum tarihi ile söz konusu aracın satın alınma tarihinin uyumsuz olması nedeniyle davalı tanığının beyanlarına itibar edilmemiştir. Bu açıklamalara göre davalının kişisel malı niteliğindeki aracın satışından elde edilen gelirin dava konusu aracın alımında kullanılması nedeniyle denkleştirme de göz önünde bulundurularak davacının tasfiyeye konu araç hakkında artık değere katılma alacağı miktarının belirlenerek hüküm kurulması gerekirken dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru değildir.
2-Diğer yandan, dava dilekçesinde ev eşyaları hakkında da talepte bulunulduğu halde mahkemece davanın reddine denilmekle birlikte ev eşyaları hakkında herhangi bir gerekçenin kurulmaması nedeniyle bu talep hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmediği sonucuna varılmıştır. Hakim tarafların talepleriyle bağlı olup; kararında taleplerden her biri hakkında verilen hükmü göstermelidir(HMK.m.26;297/2). Mahkemece iddia ve savunma çerçevesinde toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle ev eşyaları hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken bu talep hakkında karar verilmemiş olması da doğru değildir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (1.) ve (2.) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 11.10.2017 oybirliğiyle karar verildi.