Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/6515 E. 2017/4890 K. 02.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/6515
KARAR NO : 2017/4890
KARAR TARİHİ : 02.10.2017

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/05/2015 tarih ve 2014/414-2015/384 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tu
Davacı vekili; müvekkilinin davalı bankadan 16/12/2010 tarihinde tüketici kredisi sözleşmesi imzalayarak 350.000,00 TL kredi kullandığını, kredi çekilirken banka tarafından müvekkilinde dosya masrafı adı altında 6.942,50 TL ücret tahsil edilmiş olduğunu, davalının haksız olarak bu ücreti tahsil ettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 6.942,50 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalı banka tarafından davacıya kullandırılan kredinin ticari kredi olduğu, kredinin kullandırılması sırasında banka tarafından 6.942,50 TL kredi komisyonu adı altında ücret tahsil edildiği, ancak kullandırılan kredinin tüketici kredisi olmayıp ticari kredi olması nedeniyle iadesinin tüketici yasaları kapsamında yapılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı banka tarafından davacıya kullandırılan ticari kredi nedeniyle kredi komisyonu ve ekspertiz ücreti adı altında tahsil edilen ücretlerin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde, davacının kullandığı kredinin ticari kredi olduğu ve iadesinin tüketici yasaları kapsamında yapılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, taraflar arasında düzenlenen kredinin ticari kredi olduğu sabit olduğuna ve 6102 sayılı TTK’nın 4. maddesinde, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava olduğu belirtildiğine göre, uyuşmazlığın çözümünde ticaret mahkemesi görevlidir. Ancak, mahalde ayrı bir ticaret mahkemesi bulunmadığından, mahkemenin ticaret mahkemesi sıfatıyla görevli olduğu nazara alınarak davacıya gerekli harçların tamamlatılması ve böylece mahkemece, işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, 6102 sayılı TTK’nın 20 (eTTK m.22) maddesi uyarınca tacir olan veya olmayan bir kimseye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, münasip bir ücret isteyebilir. Davalı banka tacir olup, dava konusu kredi davalının ticari işletmesiyle ilgili işlemlerindendir. Dava konusu kredi de taraflar arasında akdedilen ticari nitelikli kredi sözleşmelerinden kaynaklıdır. Bu nedenle kredi sözleşmesi hükümlerinin tacirin basiretli davranma yükümlülüğü ve sözleşme hürriyeti kapsamında ele alınması gereklidir. Somut olayda; davalı tarafından sağlanan kredi nedeniyle sözleşmenin 22.1 ve 23.4 maddeleri uyarınca kredi nedeniyle masraf ve bunun gibi işlemler için ücret istenebileceği sabit ise de, mahkemece, dava konusu kredi sözleşmelerinin metni ve buna ilişkin tüm evraklar temin edilip, kredi sözleşmelerinin hükümleri, banka kayıtları gözetilerek, masraf kalemlerinin bankaca verilen bir hizmetin karşılığı olup olmadığı, ekspertiz hizmetinin verilip verilmediği, davalı banka tarafından tahsil edilen tutarların emsal uygulamalara uygun olup olmadığı konusunda, gerektiği takdirde oluşturulacak uzman bilirkişi heyetinden rapor alınıp, tüm bu hususlar birlikte tartışılmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 02/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.