Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2017/6025 E. 2017/5871 K. 21.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/6025
KARAR NO : 2017/5871
KARAR TARİHİ : 21.09.2017

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Memurun resmi belgede sahteciliği
HÜKÜM : Mahkumiyet

1-Bigadiç İlçesi, İskele kasabasında cami imamı olan sanığın, camide yardım amaçlı toplanan paraları cami cemaatinden üç kişi ile birlikte sayması ve bunu onların da imzasını alarak tutanağa bağlaması gerekirken, paraları tek başına sayıp, imzalaması gereken kişilerin imzalarını taklit etmek suretiyle dört adet yardım toplama tutanağını imzalamak suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğinden bahisle açılan kamu davasında, sanığın eyleminin kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu oluşturup oluşturmayacağının tespiti bakımından, suça konu belgeyi görevi nedeni ile düzenlemekle mükellef olup olmadığına dair dört adet yardım toplama tutanağında belirtilen, Türkiye Diyanet Vakfı Genel Merkezi, Bigadiç İlçe Merkezi Cami Yaptırma Yaşatma ve Koruma Derneği, Bigadiç Değirmenli Köyü Kurs ve Okul Talebelerine Yardım Derneği, Bigadiç Merkez Cami Yaptırma ve Yaşatma Derneğine yardım toplama izni verildiğine dair 01.07.2013 tarihli ve 14.05.2013 tarihli kaymakamlık onayını içerir belgeler ile  2860 sayılı kanunun 13. maddesinde düzenlenen ‘‘kamu görevlileri vali veya kaymakamdan izin almadıkça yardım toplama faaliyetlerinde çalışamazlar’’ hükmü gereğince sanığın yardım toplama işinde çalışması izne tabi olduğundan sanığın yardım paralarını sayıp tutanağa geçirmek üzere bizzat görevlendirildiğine dair diğer belgelerin de celp edilerek, şayet sanık yardım toplama işi için görevlendirilmiş ise; suça konu yardım toplama tutanaklarına cemaatten herhangi bir kişinin imza atmasının zorunlu unsur olmadığının anlaşıldığı, bu nedenle sanığın yardım toplama tutanağına sadece kendi imzasını atmak suretiyle paraları teslim etmesi halinde de tutanağın geçerli olacağı, ilçe müftülüğünün tutanağı bu şekilde kabul etmeme gibi bir durumunun söz konusu olmadığı ve sanığın paraları zimmetine geçirdiğine dair de bir delil bulunmadığı da dikkate alınarak, tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması,
2-Kabule göre de; sanık hakkında TCK’nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 21.09.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.