Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/11656 E. 2014/14994 K. 03.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11656
KARAR NO : 2014/14994
KARAR TARİHİ : 03.11.2014

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R –
Davacılar vekili, davalının sürücüsü olduğu aracın, müvekkillerinin desteği…a çarparak ölümüne, müvekkili …’ın ise yaralanmasına neden olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik davacı eş … için 1.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın, çocuk … için 500,00 TL maddi ve 25.000,00 TL manevi tazminatın, çocuk …’ın yaralanması nedeniyle 3.000,00 TL manevi tazminatın ve çocuk … için 500,00 TL maddi ve 25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; destekten yoksun kalma tazminatı talebi geri alındığından ve davalı vekilinin açık rızası bulunduğundan HMK’nın 123. maddesi gereğince bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile davacı … için 10.000,00 TL, …’ın annesinin ölümü nedeniyle 5.000,00TL, yaralanması nedeniyle 1.000,00TL olmak üzere toplam 6.000,00TL, çocuk … için 5.000,00 TL manevi tazminatın 29/03/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde ve özellikle, oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına ve manevi tazminatın takdirinde 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47. maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nesafet kuralları çerçevesinde hüküm kurulmuş olmasına göre, davacılar vekili ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 0,90 TL kalan onama harcının temyiz eden davacılardan ve aşağıda dökümü yazılı 1.074,51 TL kalan onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına 3.11.2014 gününde Üye …’ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davacılar tarafından davalı aleyhindeki manevi tazminat davasının kısmen kabulüne dair kararın onanmasına ilişkin sayın çoğunluğun gerekçesine katılamıyorum.
Davacıların murisi… ile davacı …’a davalının sürücüsü olduğu araç ile çarpması sonucu murisin vefat etmesi, Kardelen’in de yaralanması nedeniyle manevi tazminat talebiyle açılan davada davalının %25 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek dava kısmen kabul edilmiştir.
Ancak olaya ilişkin olarak davalının sanık olarak yargılandığı… 9.Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/145 Esas-2010/266 karar sayılı kararı ile Adli Tıp Kurumu… Grup Başkanlığının 15.12.2009 tarihli rapor, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 09.06.2010 tarihli ve mahkemece de olaya uygun bulunduğu belirtilen raporlarda olayına ilişkin CD görüntüleri, fotoğraglar da dikkate alınarak yayaların kavşak başındaki ışıklı geçidi kullanmadıkları, kavşağın orta yere yakın yerden yayalara kırmızı, araçlara yeşil ışık yanarken yola girdikleri sırada davalının yeşil ışıkta yoluna devam ederken duraklayan aracın arasından aniden yola çıkan yayalara çarptığı, sanığın kazayı önlemek bakımından alabileceği bir tedbir bulunmadığından olayda kusursuz olduğu, yayaların ise kırmızı ışıkta geçmek istemeleri, araç trafiğini kontrol etmeden yola çıkmaları nedeniyle tamamen ve asli kusurlu oldukları kabul edilerek sanık davalının beraatine karar verildiği, kararın müdahillerin temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2012/9892 esas, 2013/4128 karar sayılı kararı ile onandığı anlaşılmıştır.
BK.53 maddesine ve yerleşik Yargıtay uygulamasına göre hukuk hakimi, gerek ceza hakiminin belirlediği kusur oranı ile gerekse delil yetersizliğine dayalı beraat kararı ile bağlı değil ise de sanığın isnad edilen eylemi işlemediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayalı beraat kararı ile ve o eylemin hukuka aykırılığını ve failiyle belirlenen mahkumiyet kararının bu yönleriyle bağlıdır. (YHGK’nun 6.2.2002 gün ve 2002/19-16 E.-19-16 K 47 K., YHGK’nun 25.2.2004 gün ve 2004/11-115 E.,-108 K., YHGK’nun 4.11.2009 gün ve 2009/4-413 E,-2009/481 K., Y.17.H.D’nin 21.02.2011 gün ve 2010/7775 E, 2011/1428 K., Y.17.H.D’nin 02.02.2010 gün ve 2009/9084 E, 2010/685, Y.17. H.D.’nin 2.4.2013 gün 2013/3994 E., 2013/4648 K., Y.17.H.D.’nin 11.9.2013 gün ve 2013/11510 E, 2013/12032 K., Y.17.H.D.’nin 19.11.2013 gün 2012/15906 E., 2013/16019 K.)
Ceza Mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu hakkında kesinleşen kabule rağmen aynı konu hukuk mahkemesinde tartışılamaz.
Mahkemece hükme esas alınan İTÜ’den oluşturulan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 11.12.2012 tarihli bilirkişi raporunda yayaların kendilerine kırmızı ışık yanarken mutlaka durmaları gerektiği halde araçların arasından emniyetsiz şekilde karşıdan karşıya geçmeye çalıştıkları sırada kendisine yeşil ışık yanan davalının aracının geçmesi sırasında bu aracın darbesine maruz kaldıkları belirtilerek olayda yayaların %75, davalı sürücünün ise kavşağa yaklaşırken hızını azaltmaması, sert fren tedbirine başvurmaması nedeniyle %25 kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Görüldüğü üzere gerek Ceza Mahkemesi kararında gerekse eldeki davada davacıların murisi Nuray Yapar ile gözetimindeki davacı …’ın kendilerine kırmızı ışık yanarken yolu geçmeye çalıştıkları, davalının ise kendisine yeşil ışık yanarken yayaların aniden önüne çıkması nedeniyle çarpma olayının meydana geldiği, böylece her iki mahkemece de maddi olayın aynı şekilde kabul edildiği anlaşılmıştır.
Bu halde artık Ceza Mahkemesince tespit edilip Hukuk Mahkemesince de aynen kabul edilen maddi vakıa nedeniyle Hukuk Mahkemesince yeniden tartışma ve inceleme yapılamaz, Ceza Mahkemesince Adli Tıp Kurumu raporlarına göre kusursuz olduğu anlaşılan davalının unsurları itibariyle oluşmayan müsnet suçtan dolayı verilen beraat kararı dikkate alınarak davanın reddi gerekirken kabulü doğru olmayıp kararın bozulması gerektiği gerekçesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.