YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/7206
KARAR NO : 2017/11069
KARAR TARİHİ : 19.09.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili, 25/12/2013 tarihinde yapılan haciz sırasında müvekkiline ait menkul malların haczedildiğini, haczedilen menkullerin dava dışı…. faturalı olarak satın alındığını, borçlu şirket ile müvekkil şirketin hiç bir organik bağının bulunmadığını belirterek istihkak iddialarının kabulü ile haczedilen menkullerin müvekkillerine aidiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davanın harca tabi olup, harcın yatırıldığı tarihte açılmış sayıldığı, haciz tarihine göre süresinde ikmal edilmesi gereken başvuru harcı ile peşin harcın yatırılmadığı gerekçesi ile dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3. kişinin İİK’nun 96. ve devamı maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir. HMK.nun 118/1. maddesi ve Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 197/5. maddesi uyarınca dava, dava dilekçesinin kaydedildiği tarihte açılmış sayılır.
Harçlar Yasası’nın 30 ve 32. madde hükümleri gereğince, harca tabi bir davada harç tamamlatılmadan davanın esasına girilemez, ancak bu eksikliğin giderilmesi için ilgili tarafa süre verilmelidir. Mahkemece, davacıya harcı tamamlaması için usulüne uygun olarak süre tanınması, yatırılması gerekli harcın miktarının hesaplanarak ilgili muhtıraya derc edilmesi, harcın yatırılması halinde işin esasına girilerek olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi, harcın belirlenecek süre içerisinde yatırılmaması halinde ise Harçlar Yasası’nın 30. maddesi gereğince, dosyanın, işlemden kaldırılıp (HMK. 150 m.), yasal süresi içinde yenilenmediği takdirde açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekir.
Somut olayda ise, 10.01.2014 tarihli tensip tutanağının 2/B nolu bendinde “Davacı vekiline dava değerini belirtmesi ve eksik nispi harcı ikmal etmesi için 2 haftalık kesin süre verilmesine,” şeklinde ara karar kurulduğu, buna göre Mahkemece, davacının yatırması gereken harç miktarı belirlenmeden, bu konuda davacı tarafa ödev yüklendiği görülmektedir. Oysa ki, davaya dayanak icra takip dosyasında alacak miktarı ve mahcuzların değeri belirli olup, bu miktar ve değerlerden hangisi az ise dava değerinin bu yolla mahkemece dava değeri
olarak belirlenmesi, bundan sonra yatırılacak miktar rakamsal olarak açıkça gösterilerek verilen kesin süre içerisinde yatırılmasının istenmesi ve yatırılmamasının sonuçlarının da ihtar edilmesi gerekirken yazılı şekilde ara karar kurulması doğru değildir. Bu yönden verilen sürenin usule uygun olduğundan da bahsedilemez.
Kaldı ki, davacı vekili usulüne uygun olmayan ara karara rağmen, tensip zaptının kendisine tebliğinden itibaren, iki haftalık süre içerisinde mahcuzların değeri üzerinden eksik başvuru ve nispi harcı ikmal ettiği, Bursa 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/7 Esas sayılı takibin devamına ve 3. kişiye dava açmak için süre verilmesine ilişkin kararın davacı 3. kişiye tebliğ edildiğine ilişkin tebligat parçası veya herhangi bir bilgi veya belge bulunmadığı nazara alındığında, iddianın esasına ilişkin taraf delilleri toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 19.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.