YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/3675
KARAR NO : 2017/10390
KARAR TARİHİ : 10.10.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 18.06.2013 tarih, 2012/9-1465 Esas ve 2013/325 Karar sayılı ilamına göre; sanık hakkında iddianamede uygulanması talep edilmeyen 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanması için ayrıca 5271 sayılı CMK’nın 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmemiş ise de, adli sicil kaydının duruşmada okunması, sanığın da adli sicil kaydını kabul etmesi ve içeriğine yönelik herhangi bir itirazda bulunmadığının anlaşılması karşısında; tekerrür hükümlerinin uygulanmasını gerektiren sabıkalılık halini önceden bildiği anlaşılan ve bu konuda kendisine yeterince savunma imkanı tanınan sanığa CMK’nın 226. maddesi uyarınca ayrıca ek savunma verilmesine gerek olmadığı kabul edilerek yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanığın başka suçtan aynı yargı çevresindeki Silivri 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda hükümlü olduğunun anlaşılması karşısında, hükmün açıklandığı 28.05.2014 tarihli son oturumda hazır bulundurulmadan hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 196. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması,
2-24/10/2013 tarihli duruşmada sanığın savunması alınırken, tutanağın giriş kısmında sanığın müdafiinin bulunup bulunmadığı yazılı olmadığı halde, sanık “müdafiim huzurunda savunmamı kendim yapacağım” dediği, sanık müdafiinin olup olmadığı hususundaki çelişki giderilmeden ve duruşmaya müdafii var ise ona diyeceklerinin sorulmaması suretiyle hüküm kurulması,
3-Sanık hakkında tekerrüre esas alınan Şanlıurfa 2. Asliye Mahkemesi’nin 2006/454 Esas ve 2008/10 Karar sayılı ilamındaki mahkumiyetin, TCK’nın 141/1. maddesinde düzenlenen hırsızlık suçuna ilişkin olması ve hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK’nın
141. maddesinde tanımı yapılan hırsızlık suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca; ”Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek 6763 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik CMK’nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilip haklarında bahsedilen ilamın esas alınarak TCK’nın 58. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının gözetilmesi,
4-Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 sayılı TCK 53. madde 1. fıkra b bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi nedeniyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’ın temyiz istemi bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 10/10/2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.