YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/10724
KARAR NO : 2017/7706
KARAR TARİHİ : 19.10.2017
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Hüküm : TCK’nın 179/3 delaletiyle 179/2, 62, 53, 58. maddeleri gereğince mahkumiyet
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık ve mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 10/06/2014 gün ve 2013/834 Esas, 2014/321 sayılı kararında belirtildiği üzere, 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici 3. madde uyarınca mahalli Cumhuriyet savcılarının, duruşmalarına iştirak etmedikleri Asliye Ceza Mahkemesi kararlarına karşı, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK’un 310. maddesinin 3. fıkrası kıyasen uygulanmak suretiyle, tefhim tarihinden itibaren bir ay içinde temyiz kanun yoluna başvurabilecekleri, temyiz süresinin görüldü ile değil tefhimle başlayacağı, 17/05/2016 tarihinde verilen hükme karşı 26/05/2016 tarihinde yapılan temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla, temyizin süresinde yapılmadığına ilişkin 27.05.2016 tarihli ek karar kaldırılarak yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın suçun sübutuna ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- 300 promil alkollü halde araç kullandığı tespit edilen sanık hakkında, almış olduğu alkol miktarı dikkate alınarak, temel cezanın asgari hadden uzaklaşılarak belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de, temel ceza belirlenirken, TCK’nın 61/1. maddesinde yer alan ölçütler nazara alınarak, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle, aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerektiği gözetilmeden, teşdidin derecesinde yanılgıya düşülerek, temel hapis cezasının 2 yıl olarak belirlenmek suretiyle, sanık hakkında fazla ceza tayin edilmesi,
2- İddianamede, TCK’nın 58. maddesinin uygulanması talep edilmediği gibi sabıka kaydı da okunarak diyecekleri sorulmayan sanığa, ek savunma hakkı tanınması gerektiği gözetilmeden, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi suretiyle CMK’nın 226/2. madde ve fıkrasına aykırı davranılması,
3- T.C. Anayasa Mahkemesinin, TCK’nın 53. maddesine ilişkin olan 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olması nedeniyle, iptal kararı doğrultusunda TCK’nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı olup, sanık ve mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 19/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.