Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/2435 E. 2017/4659 K. 25.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2435
KARAR NO : 2017/4659
KARAR TARİHİ : 25.09.2017

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Hasımsız olarak görülen davada … 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29/12/2015 tarih ve 2015/267-2015/954 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin fabrikasında 10.03.2015 tarihinde çıkan yangında 2013 yılı ve öncesine ait tüm ticari defterler, kayıtlar, alış-satış faturaları, kullanılmamış faturalar, ödeme dekontları, banka hesap ekstreleri, makbuzlar gibi belgelerin ziyaa uğradığını ileri sürerek ziyaa uğrayan tüm ticari defterler, kayıtlar ve belgeler hakkında TTK’nın 82/7. maddesi uyarınca zayi belgesi verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, çıkan yangın nedeni ile zayi olduğu bildirilen davacıya ait faturaların, irsaliyelerin, genel kurul ve müzakere defterinin, yevmiye, kebir ve envanter defterlerinin zayi olduğuna ilişkin talebin kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulduğu gerekçesiyle talebin kabulü ile…nolu ve … nolu faturaların, 503185-518000, 503129-503137 nolu irsaliyelerin, 2012 yılı Genel Kurul ve Müzakere defterinin ve 2013 yıllarına ait envanter, kebir ve yevmiye defterlerinin zayi olduğuna, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK’nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda, davacı 2013 yılı ve öncesine ait tüm ticari defterler, kayıtlar, alış-satış faturaları, kullanılmamış faturalar, ödeme dekontları, banka hesap ekstreleri, makbuzlar gibi belgelerin ziyaa uğradığını ileri sürerek ziyaa uğrayan tüm ticari defterler, kayıtlar ve belgeler hakkında TTK’nın 82/7. maddesi uyarınca zayi belgesi verilmesini talep etmiş, mahkeme kararının gerekçesinde tüm talebin kabul edildiği anlamına gelecek şekilde, zayi olduğu bildirilen davacıya ait faturaların, irsaliyelerin, genel kurul ve müzakere defterinin, yevmiye, kebir ve envanter defterinin zayi olduğuna ilişkin talebin kabulüne dair karar verildiği belirtildiği halde hüküm fıkrasında…nolu ve … nolu faturaların, 503185-518000, 503129-503137 nolu irsaliyelerin, 2012 yılı Genel Kurul ve Müzakere defterinin ve 2013 yıllarına ait envanter, kebir ve yevmiye defterlerinin zayi olduğuna, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmek suretiyle hüküm fıkrası ile karar gerekçesi arasında çelişki oluşturulması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 25/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.