Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/2585 E. 2017/4662 K. 25.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2585
KARAR NO : 2017/4662
KARAR TARİHİ : 25.09.2017

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Hasımsız olarak görülen davada … Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/12/2015 tarih ve 2015/19-2015/225 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dernek tarafından tutulan … Şubesinin 5 Cilt 226 Yaprak eski tip resmi alındı belgesi, 5 cilt 248 yaprak eski tip ayniyat makbuzu, 24401-24450 numaralı 1 cilt 50 yaprak resmi alındı belgesi, 24401-24500 numaralı 2 cilt 100 yaprak ayni bağış alındı belgesinin kaybolduğunu ileri sürerek zayi belgesi verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, tanık beyanı ve tüm dosya kapsamına göre; dava, zayi belgesi verilmesi istemine ilişkin olduğu, dava konusu kaybolan belgelere ilişkin 21/11/2006 tarihli teftiş raporunda 11. Tenkit ve Öneriler bölümünün 4. maddesinde evrakların dağınık bir şekilde muhafaza edildiği ve teftişe esas belgelerin bulunmasında zorluk yaşandığı ve bu konuda yetkililerden daha fazla hassasiyet göstermeleri gerektiğinden bahsettiği, teftiş raporundan da anlaşılacağı üzere söz konusu belgelerin gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesinden dolayı kaybolduğu, belgelerin tamamen talepte bulunanın hatası, gerekli dikkat ve özeni göstermemesi sonucunda kaybolduğu, 5253 sayılı Yasa’nın 32/k bendi gereğince gerekli dikkat ve özenin gösterilmediğinden zayi belgesi verilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, zayi belgesi istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. HMK’nın 4. maddesinde sulh hukuk mahkemesinin görevleri belirtilmiş olup, bunun yanında aynı maddenin 4/ç fıkrasında diğer kanunların sulh hukuk mahkemesini görevli kıldığı hususlarda da bu mahkemenin görevli olacağı belirtilmiştir. Bu bağlamda somut olayda HMK’nın 4. maddesinde sayılan davalar arasında bu davanın yer almadığı gibi özel Yasada da sulh hukuk mahkemesine bu görev verilmemiştir. Bu nedenlerle mahkemece asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına yönelik karar verilmesi resen bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın resen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA, 25/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.