YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/12735
KARAR NO : 2017/11743
KARAR TARİHİ : 28.09.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kabulüne dair kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz’in 02.03.2017 gün ve 2016/15345 Esas, 2017/2850 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Davacı ve davalı vekilleri tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine kamulaştırmasız el atma alacağına ilişkin ilama dayanılarak başlatılan takipte, borçlu vekili takip konusu borcun daha önce Ankara 25.İcra Müdürlüğü’nün 2009/13275 Esas sayılı dosyasında ödenerek dosyanın işlemden kaldırıldığını, aynı ilama dayanılarak Ankara 32.İcra Müdürlüğü’nün 2016/3927 Esas sayılı takip dosyasında dayanak ilamda kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faize hükmedilmemesine rağmen anılan faizin talep edildiği, kabul anlamına gelmemek kaydıyla talep edilen faizin fazla olduğunu açıklayarak mükerrer ve ilama aykırı takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; alacaklı açıkça feragat etmediği sürece zamanaşımı süresi içinde tahsilde tekerrür olmamak üzere ilama dayalı eksik kalan asıl ve faiz alacağını ayrı bir takip yaparak talep edebileceğinden, mükerrer takibin bulunmadığı belirtilerek fazla talep edildiği tesbit edilen faiz miktarının iptaline karar verilmiş, hüküm borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dairemizce daha önce takip konusu edilmeyen aynı ilama dayalı alacakların harcı yatırılarak aynı takip dosyası üzerinden tahsili gerektiğinden istemin kabulü ile ikinci takibin iptaline karar verilmesi gerektiği belirtilerek ilamın bozulmasına karar verilmesi üzerine; borçlu ve alacaklı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuşlardır.
Kamulaştırmasız el koyma davaları uygulamada sıklıkla karşılaşılan davalardan olmakla birlikte, yasa ile düzenlenmiş değildir. Bu konuya ilişkin tek yasal düzenleme olan 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 38. maddesi de 10.04.2003 tarih ve 2002/112 Esas 2003/33 Karar sayılı Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmiştir. Uygulamada kamulaştırmasız el atma davaları; İBK., HGK. ve Hukuk Dairelerinin içtihatlarıyla yön bulmaktadır. Konunun Dairemizi ilgilendiren yönü ise, bu nevi davalarda hükmedilen tazminatların zamanında ödenmemesi halinde uygulanacak faizin ne tür ve oranda olması gerektiği noktasındadır. Zira Kamulaştırma Yasası gecikme faizini öngörmemektedir. Bu
-//-
cümleden olmak üzere, HGK. kararları ve Dairemizin istikrar bulmuş içtihatlarında; “kamulaştırma bedelinin arttırılması ilamlarında uygulanan T.C. Anayasası’nın 4709 sayılı Yasası’nın 18. maddesi ile değişik 46/son maddesinde yer alan kamulaştırma bedelleri ile mahkemece kesin hükme bağlanan arttırma bedellerine, son fıkraya göre kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanacağı hükmünden farklı olarak kamulaştırmasız elatmanın hukuksal niteliği itibariyle bir haksız eylem olduğu, haksız eylemden doğan borçların, tazmini nitelikte olmaları nedeniyle uygulanacak faizin 3095 sayılı Yasa’da belirlenen yasal faiz olduğu belirtilerek, uygulama uzun süre yasal faizin uygulanması şeklinde sürdürülmüştür. Ancak, Anayasa’nın 35. maddesi ile koruma altına alınmış mülkiyet hakkının, hak sahibinin rızasına bakılmaksızın kamulaştırmasız elkoyma nedeniyle ihlali halinde, toplumun genel menfaatleri ile bireyin temel haklarının korunması arasında adil bir denge gözetilmesi gerektiği düşüncesinden hareketle, mülkün gerçek değeriyle orantılı makul bir tazminat ödenmediği sürece, bir mülkten mahrum bırakılmanın genelde aşırı bir ihlal teşkil edeceği, yasal faiz oranında gecikme faizi ödenmesinin yeterli olmadığı görüşü gerek öğretide gerekse uygulamada ağırlık kazanmıştır. Bu bağlamda mülkiyete saygı hakkının ihlalinin, mahkemelerin, kamulaştırmasız el koymaya maruz kalan kişiler lehine hükmettikleri tazminat tutarının tayininde, yargılama süresi ile enflasyon arasındaki etkileşim sonucu ortaya çıkan değer kaybını dikkate almalarına imkan sağlayan yasal bir düzenlemenin olmayışından da kaynaklandığı, bu nedenle adil tatmin taleplerinin karşılanması gerektiği hususu benimsenmiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında idare, kendisine Anayasa tarafından tanınan olanak ve yetkileri yasaya uygun bir biçimde kullanmaksızın taşınmaza elatarak kamulaştırma ilkelerine aykırı davranamaz. Anayasa’nın 46. maddesinde öngörülen kamulaştırma, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkına getirilmiş anayasal bir sınırlama olmakla, içtihat değişikliğine gidilerek, özü ve vardığı hukuki sonuç itibariyle aynı nitelikler taşıyan kamulaştırmasız elatmaya ilişkin ilamlarda hüküm altına alınan tazminatlara da Anayasa’nın 46/son maddesinde düzenlenmiş olan kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, kamulaştırma bedelinin arttırılması ilamlarında olduğu gibi, kamulaştırmasız el koyma ilamlarında da ilamın kesinleştiği tarihe kadar geçen dönem için ilam uyarınca yasal faiz, kesinleşme tarihinden sonraki dönem için ise, 17.10.2001 tarihinde yürürlüğe giren 4709 Sayılı Kanunla değişik Anayasa’nın 46/son maddesi hükmü uyarınca, kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanması gerekir.
Borcun faizi ile ödenmesinden sonra 2011 yılında Yargıtay’da yapılan ve yukarıda açıklanan içtihat değişikliği infaz edilmiş borç yönünden alacaklıya yeniden bir hak bahşetmez. İnfaz edilmemiş derdest alacaklar için uygulama yeri bulacaktır.
1-Alacaklının karar düzeltme isteminin incelenmesinde;
Düzeltilmesi istenen Yargıtay ilamıyla bunda atıf yapılan mahkeme kararında yazılı gerekçeler ve dosyada mevcut belgeler karşısında alacaklının karar düzeltme isteği yerinde görülmediği gibi HUMK’nun 440. maddesinde yazılı dört halden hiç birine de uymadığından İİK’nun 366. ve HUMK’nun 442. maddeleri uyarınca REDDİNE;
2-Borçlunun karar düzeltme isteminin incelenmesinde;
Somut olayda; 09.09.2006 tarihinde Ankara 25.İcra Müdürlüğü’nün 2009/13275 Esas sayılı dosyası ile başlatılan ilamlı takipte; takip dayanağı 23.07.2009 tarihli kamulaştırmasız el koyma ilamında hükmedilen asıl alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verildiği, takipte ilamda belirtilen tarihlerden itibaren yasal faiz istendiği, borçlunun ödeme iddiasında bulunduğu, 18.02.2016 tarihinde, şikayete konu Ankara 32. İcra Müdürlüğü’nün 2016/3927 Esas sayılı dosyası ile aynı ilama dayanılarak
-//-
başlatılan ilamlı takipte, 2009/13275 Esas sayılı dosya borcuna mahsuben 26.08.2010 tarihinde haricen ödenen 2.371.943,00 TL asıl alacağın ilamın kesinleşme tarihi olan 07.06.2010 tarihinden ödeme tarihi olan 26.08.2010 tarihine kadar hesaplanacak kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranı ile hesaplanacak miktardan daha önce yasal faiz üzerinden talep edilen faiz miktarının düşülmesi ile bakiye faiz alacağının talep edildiği, takip konusu ilamın 07.06.2010 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, Ankara 25.İcra Müdürlüğü’nün 2009/13275 Esas. sayılı dosyasına yapılan ödemeler ile bu dosyanın içtihat değişikliğinin yapıldığı 2011 yılından önce infaz edildiğinin tespiti halinde içtihat değişikliğinin infaz edilmiş borç yönünden alacaklıya yeniden bir hak vermeyeceği dikkate alınarak bakiye faiz alacağına ilişkin Ankara 32.İcra Müdürlüğü’nün 2016/3927 Esas sayılı takip dosyasında icra takibin iptaline karar verilmesi, infaz edilmediğinin belirlenmesi halinde ise, ilamın kesinleşme tarihinden itibaren Anayasa 46/son faizinin uygulanacağı dikkate alınarak, bilirkişi incelemesi ile talep edilen faiz miktarının denetlenmesi ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi yerine eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verildiği gerekçesi ile hükmün bozulması gerekirken Yargıtay ilamında yazılı nedenlerle bozulduğu anlaşıldığından borçlu vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile hükmün açıklanan değişik gerekçe ile bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin (2) bentte gösterilen nedenlerle karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemiz’in 02.03.2017 tarih ve 2016/15345 Esas-2017/2850 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı değişik gerekçe ile İİK’nun 366 ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, (1) bentte gösterilen nedenlerle alacaklı vekilinin karar düzeltme isteminin REDDİNE, takdiren 270,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyen davalıdan alınmasına, 65,40 TL peşin harcın red harcına mahsubuna ve davacıdan alınan karar düzeltme harcının istek halinde iadesine 28.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.