Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2016/11750 E. 2017/8232 K. 01.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/11750
KARAR NO : 2017/8232
KARAR TARİHİ : 01.11.2017

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : Özel hayatın gizliliğini ihlal,Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme
Hüküm : TCK’nın 134/2, 62, 53/1; 136/1, 62, 53/1. maddeleri gereğince mahkumiyet

Özel hayatın gizliliğini ihlal ve verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık ve mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ve mahalli Cumhuriyet savcısının sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Dosya kapsamına göre; sanığın bir dönem arkadaşlık yaptığı katılanın alkol alırken rıza dahilinde çektiği resmi sahte facebook hesabından yayımladıktan sonra aynı resim, katılanın adı ve cep telefonu numarası ile birlikte katrvizit yaptırıp, katılanın evinin çevresinde yere atıp dağıttığı şeklinde sübutu kabul edilen eylemin TCK’nın 134/2. madde ve fıkrasında düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal ve aynı kanun 136/1 madde ve fıkrasında düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçlarını oluşturduğu bir fiili ile birden fazla farklı suçun oluşmasına neden olan sanığın, TCK’nın 44. maddesi gereğince, daha ağır cezayı gerektiren özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan cezalandırılması, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan ise hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek dosya kapsamıyla uygun olmayan gerekçelere dayalı olarak sanık hakkında her iki suçtan mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
1-Sanığa isnat edilen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun 5271 sayılı CMK’nın 253/1. maddesi gereğince uzlaşmaya tabi olduğu, soruşturma aşamasında usulüne uygun uzlaştırma işlemi yapılmadan kamu davasının açıldığı, mahkemenin de belirtilen eksikliği gidermediği anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK’nın uzlaşma başlıklı 253 ve 254. maddelerinde düzenlenen uzlaşma hükümleri uygulanıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesi kanuna aykırı,
2-Sanık hakkında TCK’nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın ve mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 01.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.