YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/13428
KARAR NO : 2017/12509
KARAR TARİHİ : 09.10.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVACILAR : … vd.
DAVA TÜRÜ : Muhdesat Aidiyetinin Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, dava konusu kısmen köy boşluğu, kısmen de 83, 84 ve 85 parsel sayılı taşınmazlarda DSİ tarafından kamulaştırma işlemleri yapılacağını açıklayarak, Kamulaştırma Kanununun 19/son maddesi gereğince dava konusu taşınmazlar üzerinde bulunan bahçe, istinat duvarı, ambar ve avlusu, havuz, su kuyusu, tandır ve evlerin vekil edenleri tarafından eşit olarak yapıldığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile fen bilirkişisi Harun Işık tarafından düzenlenen 24/06/2014 tarihli rapor ve krokide 4 numara ile gösterilen 85 nolu parsel içerisinde kalan 25.69 m2’lik tandır, 5 numara ile gösterilen 84 nolu parselin içerisinde kalan ve 5/1 numara ile gösterilen köy boşluğunda kalan 41.67 m2’lik ambar ile 6 ve 7 numara ile gösterilen 6 nolu kısmın 84 nolu parsel içerisinde 97.70 m2, 7 numaralı kısmın ise köy boşluğunda kalan 19.26 m2’lik kısım olmak üzere toplam 116.96 m2’lik iki katlı ev, 8 numara ile gösterilen 28.50 m2’lik bahçeyi çevreleyen tel çit, 9 numara ile gösterilen 1.50 metre yüksekliğinde 0.60 cm genişliğinde avluyu çevreleyen 12.65 m2’lik taş duvarların davacılar olan … ile … tarafından eşit olarak yapıldığının tespitine karar verilmiş; hüküm Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesat tespiti isteğine ilişkindir.
1) 84 ve 85 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydının incelenmesinde, 19.08.1965 tarihinde Hazine adına tescil edildiği, tapu kaydının beyanlar hanesinde ise “arsa üzerindeki bina inşaatı Şemsettin evlatları bedri ve osman yüknüye aittir” şerhinin mevcut olduğu, …i’nin davada davalı olarak gösterilmediği, dolayısıyla taraf teşkilinin sağlanmadığı anlaşılmıştır.
O halde Mahkemece, öncelikle davada taraf teşkilinin sağlanması amacıyla, dava konusu tespitine karar verilen muhdesatların üzerinde bulunduğu 84 ve 85 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydında lehine şerh bulunan…i’ye davanın yöneltilmesi gerekli olduğundan, davacı tarafa adı geçen kişiye, ölmüş ise mirasçılarına davanın yöneltilmesi için süre ve imkan tanınması, HMK’nun 124. maddesinde belirtilen hükümlerin göz önünde bulundurulması; davaya katıldıkları takdirde delillerini sunmaları konusunda kendilerine süre ve imkan tanınması, savunmaları doğrultusunda delillerin toplanması, ondan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanacak tüm deliller birlikte tartışılıp değerlendirilerek istek hakkında olumlu veya olumsuz karar verilmesi gerekirken, usuli eksiklik giderilmeden yazılı gerekçelerle işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bundan ayrı, tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararının bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.).
Öğretide ve Yargıtay’ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
26.05.2004 gün ve 5177 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 19. maddesine eklenen ek fıkra hükmünde “Başkası adına tapulu, sahipsiz ve/veya zilyedi tarafından iktisap edilmemiş yerin kamulaştırmasında binaların asgarî levazım bedeli, ağaçların ise 11. madde çerçevesinde takdir olunan bedeli zilyedine ödenir” denilmektedir. Bu hükümle başkası adına tapulu veya tapusuz bir taşınmazın kamulaştırılması halinde, taşınmazda malik olmayan ancak üzerindeki muhdesatı meydana getiren kişilere muhdesatın kamulaşma bedelinin kendisine verilmesini sağlama amacıyla zilyetliği tespit davası açma hakkı tanınmıştır.
Somut olaya gelince; Mahkemece, köy boşluğunda ve 84 ve 85 parsel sayılı taşınmazlarda bulunan muhdesatların kabulüne karar verildiği belirtilmiş ise de, uzman fen bilirkişi tarafından düzenlenen raporda muhdesatların üzerinde bulunduğu köy boşluğu niteliğindeki 84 ve 85 parsel sayılı taşınmazlar hakkında yapıldığı öne sürülen kamulaştırma ile ilgili kayıt ve belgelerle, kamulaştırma haritası getirtilip uygulanmamış, muhdesatların bulunduğu taşınmazın kamulaştırma sahası içinde kalıp kalmadığı belirlenmemiştir.
O halde Mahkemece, gerek görüldüğü takdirde mahallinde yeniden keşif yapılarak dava konusu muhdesatların yer aldığı alandaki taşınmazların kamulaştırmaya konu olup olmadığının belirlenmesi, fen bilirkişi tarafından düzenlenen 24.06.2014 tarihli bilirkişi raporu ve krokisindeki muhdesatlar, kamulaştırma krokisi ile çakıştırılarak, muhdesatların bulunduğu bölümün kamulaştırılıp kamulaştrılmadığının tespit edilmesi ve bu hususları gösterir teknik bilirkişiye uygulama ve denetime elverişli basit kroki düzenlettirilmesi, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek elde edilecek sonuca göre dava konusu taşınmazlar üzerinde bulunan muhdesatlar ile ilgili infazda kuşku oluşturmayacak şekilde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 09.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.