YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/18545
KARAR NO : 2017/23575
KARAR TARİHİ : 30.10.2017
Yaralama suçundan suça sürüklenen çocuklar … ve … hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, Adana 1. Çocuk Mahkemesince verilen 22.04.2014 gün ve 2013/453 esas, 2014/444 karar sayılı hükümlerin suça sürüklenen çocuklar tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 05.06.2017 gün ve 2016/18433 esas, 2017/16710 sayılı kararıyla;
“Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Bozma üzerine Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede:
02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34.maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve suça sürüklenen çocuklara isnat edilen TCK’nın 86/1. maddesi kapsamındaki yaralama suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar … ve …’ın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13/07/2017 gün ve 2014/226783 sayılı yazısı ile;
“Suça sürüklenen çocukların eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nun 86/1 ve 87/3. maddesinde belirtilen kemik kırığına sebebiyet verecek şekilde neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçunu oluşturduğu takdirde, suça sürüklenen çocuklara isnat edilen eylemin uzlaştırma kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesine ilişkindir.
Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesince yukarıda belirtilen itiraza konu ilamında; suça sürüklenen çocuklara atılı kemik kırığına sebebiyet verecek şekilde kasten yaralama suçunun, 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34.maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma kapsamına girdiğinden, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre suça sürüklenen çocukların hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerektiğinden, suça sürüklenen çocuklar hakkındaki kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin bozulmasına karar verilmiş ise de; 6763 sayılı Kanun’un 34.maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 253.maddesine eklenen 1/c bendinde “Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar.” şeklinde düzenleme yapılarak suça sürüklenen çocuklar yönünden üst sınırı 3 yılı geçmeyen hapis cezasını gerektiren suçlar da uzlaştırma kapsamına alındığı, üst sınırı 3 yılı geçen hapis cezalarının ise uzlaştırma kapsamına alınmadığı anlaşılmıştır.
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 05/04/2017 tarih ve 2017/2743 esas, 2017/4022 karar sayılı ilamı ile aynı dairenin 08.05.2017 tarih ve 2017/2362 esas, 2017/5925 karar sayılı benzer ilamlarında da; suça sürüklenen çocuğun eyleminin 5237 sayılı TCK’nun 87/3. maddesinde belirtilen kemik kırığına sebebiyet verecek şekilde neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçunu oluşturduğu takdirde, eylemin uzlaştırma kapsamına girmeyeceğinin kabul edildiği anlaşılmıştır.
Yine benzer bir olay nedeniyle Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 2015/11203 esas, 2016/16237 sayılı ilamında yer alan “…Hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesinin 1. fıkrasına eklenen (c) bendi uyarınca “Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar” ile 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK’nin 141. maddesinde tanımı yapılan hırsızlık suçunun da uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmakta ise de; hırsızlık suçunun gece vakti işlenmesi halinde eylemin nitelikli hırsızlık suçuna dönüşeceği, TCK’nin 141. maddesinin üst sınırını arttıracağı ve eylemi uzlaşma kapsamı dışına çıkaracağı gözetilip yüklenen suçu gece vakti işlediği anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında uzlaşma hükümleri uygulanamayacağı..” belirtilmiştir.
Yukarıda belirtilen daire karar örnekleri ve açıklamalar da nazara alındığında, somut olayda suça sürüklenen çocuklara atılı 5237 sayılı Kanun’un 86/1 ve 87/3 maddelerinde düzenlenen kemik kırığına sebebiyet verecek şekilde kasten yaralama suçunun üst sınırının 3 yılı aştığı cihetle uzlaşma kapsamında kalmadığı gözetilmeksizin, suça sürüklenen çocuklar … ve …’ın temyiz taleplerinin reddiyle haklarındaki hükümlerin ONANMASINA karar verilmesi gerekirken, suça sürüklenen çocuklar hakkındaki kemik kırığına sebebiyet verecek şekilde kasten yaralama suçundan kurulan hükümlerin, uzlaştırma kapsamında kaldığı gerekçesiyle BOZULMASINA karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu değerlendirilmiştir.
Bu nedenle Özel Dairece, suça sürüklenen çocuklar hakkında kemik kırılmasına neden olma suçundan kurulan hükümlerin “ayrı ayrı ONANMASINA” karar verilmesi gerekirken, “ayrı ayrı BOZULMASINA” karar verilmesinin isabetli olmadığı kanaatine varılmıştır.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenle;
Yüksek 4. Ceza Dairesinin 06/05/2017 gün ve 2016/18433 esas, 2017/16710 karar sayılı “BOZMA” ilamının kaldırılarak, suça sürüklenen çocuklar … ve … haklarındaki kemik kırığına neden olacak şekilde kasten yaralama suçundan kurulan hükümlerin ayrı ayrı “ONANMASINA” karar verilmesi,
Yüksek Daireniz aksi kanaatte ise dosyanın Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi itirazen arz ve talep olunur” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
II- İTİRAZIN KAPSAMI
İtiraz, yaralama suçlarından suça sürüklenen çocuklar … ve … hakkında verilen mahkumiyet hükümlerinin bozulmasına dair, Dairemizin 05.06.2017 tarihli kararına ilişkindir.
III- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
Dairemizce verilen 05.06.2017 gün ve 2016/18433 esas, 2017/16710 karar sayılı mahkumiyet hükümlerinin bozulmasına dair kararın KALDIRILMASINA,
Bozma üzerine Adana 1.Çocuk Mahkemesince verilen 22.04.2014 gün ve 2013/453 esas, 2014/444 karar sayılı hükümlerin yeniden incelenmesi sonucu:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Suça sürüklenen çocuklara yületilen yaralama eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin suça sürüklenen çocuklar tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezalarının Kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından suça sürüklenen çocuklar … ve …’ın ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, 30/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.