Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/5372 E. 2017/4736 K. 26.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/5372
KARAR NO : 2017/4736
KARAR TARİHİ : 26.09.2017

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/02/2016 tarih ve 2014/988-2016/101 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 26/09/2017 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır davacı-birleşen davada davalı Özbaran Sigorta Aracılık Hizm. Ltd. Şti. vekili Av. …, davalı-birleşen davada davacı …Ş. vekili Av. …, birleşen davada davalılardan … vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, davalı … şirketi ile müvekkili şirket arasındaki 13.03.2009 tarihli Acentelik Sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini, sözleşmede tanzim edilecek zirai sigorta poliçeleri için müvekkili şirkete %20 oranında komisyon ödenmesinin öngörüldüğünü, komisyon oranının karşılıklı mutabakat ile sözlü olarak %13’e indirildiğini, zirai sigorta dalında davalıya 2009 yılında 2.488,00 TL, 2010 yılında ise 12.925,00 TL fazla ödeme yapıldığının tespit edildiğini, söz konusu yıllarda müvekkili şirketin davalıya borcu olmadığı gibi aksine 2010 yılında davalı tarafından müvekkili şirkete 15.656,00 TL eksik komisyon ödemesi yapıldığını, ayrıca teminat amacı ile davalıya verilen 25.000,00 TL miktarlı teminat mektubunun da paraya çevrildiğini, 2011 yılında ise davalı şirket adına 1.526.327,00 TL prim istihsali yapıldığını, bu istihsalden dolayı müvekkilinin % 13 oranı üzerinden 198.422,00 TL komisyon alacağı doğduğunu, bu alacakla birlikte müvekkilinin 2009-2011 yılları arasında davalıdan 254.491,00 TL alacağının tespit edildiğini, 2011 yılı istihsalinden çiftçi üzerinde kalan prim toplamı olan 215.660,00 TL’nin müvekkili tarafından toplanarak yukarıda yazılı alacağa mahsup edildiğini, müvekkili şirketin davalıdan halen 38.831,00 TL alacağı bulunduğunu, davalının icra takibine itirazının haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamını, davalı aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, davacı yanın üretimine aracılık ettiği TARSİM poliçelerinin devlet destekli bitkisel ürün sigortaları olup, alınan teminat kapsamına göre primin %50’sinin devlet tarafından karşılandığını ve doğrudan havuza aktarıldığını, poliçe üretimine aracılık eden sigorta şirketinin de (ve dolaysıyla acentesinin) üreticinin ödediği prim miktarı üzerinden komisyon aldığını, müvekkili şirketin ve acentenin devlet destekli toplam prim üzerinden komisyon almadığını, acentenin kendisine düşecek komisyon oranlarını poliçe üretim aşamasında bizzat kendisinin bildiğini ve üretim ekranında gördüğünü, sözleşmedeki oranların azami oranlar olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, davalı acentenin müvekkili sigorta şirketi adına prim tahsil etmeye yetkili acentesi sıfatıyla tahsil ettiği primleri sözleşme koşulları ve yasal kesintiler düşüldükten sonra müvekkili sigorta şirketine ödemek zorunda olduğunu, davalı acentenin kanuni yükümlülüklerine uymayarak müvekkili sigortacıya ödemekle yükümlü olduğu borcunu ödemediğini, diğer davalıların da kefil sıfatıyla borçtan sorumlu olduklarını, davalının 163.121,79 TL borcu bulunduğunu ileri sürerek, 163.121,79 TL alacağın ticari temerrüt faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı şirket vekili, müvekkili tarafından sigortalılardan tahsil edilen poliçe bedellerinin Ticaret Kanunu 132. maddesi gereğince müvekkilinin alacağına mahsup edildiğini, müvekkilinin karşı davacı şirkete herhangi bir borcunun olmadığı gibi, aksine bakiye alacağının mevcut olduğunu savunarak, birleşen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmeye göre davacı acentenin tarım sigortaları yönünden hak kazandığı komisyon oranının davacı acentenin sigortalı ile davalı şirket adına akdettiği poliçenin toplam tutarının % 20’si olduğu, ancak davacının bu oranı sözleşmenin kurulmasından belli bir süre sonra % 13 oranına indirmeyi kabul ettiği, acentenin komisyon alacağı bu oran dikkate alınarak hesaplandığında davacı Özbaran Ltd.Şti.’nin davalı …Ş’den takip tarihi itibarıyla talep edebileceği miktarın 27.080,66 TL asıl alacak, 3.378,12 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 30.458,78 TL olduğu, birleşen davada davacı …Ş.’nin davalılardan talep edebileceği herhangi bir alacağının bulunmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptali ile takip tarihi itibariyle 27.080,66 TL asıl alacak, 3.378,12 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 30.458,78 TL üzerinden takip tarihindeki koşullarla takibin devamına, asıl alacak üzerinden %20 oranında 5.416,13 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Asıl dava, acente tarafından açılan acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali, birleşen dava ise, sigorta şirketi tarafından açılan acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davacı acentenin tarım sigortaları yönünden hak kazandığı komisyonun acentenin sigortalı ile davalı şirket adına akdettiği poliçenin toplam tutarı üzerinden hesaplandığı ayrık rapora itibar edilerek, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Asıl davada davacı acente, zirai sigorta kapsamında düzenlemiş olduğu sigorta poliçelerinden dolayı komisyon alacağı bulunduğunu ileri sürmüştür.
Taraflar arasında düzenlenen 13.03.2009 tarihli acentelik sözleşmesinin 24. maddesinde zirai sigortalardan dolayı acenteye ödenecek komisyon oranının azami %20 olduğu belirlenmiş olup, komisyon miktarının nasıl hesaplanacağı belirtilmemiştir. Ancak sözleşmenin 22. maddesinde acentenin tahsil ettiği primleri, komisyonlar ve ilgili vergiler düşüldükten sonra sigorta şirketi hesabına yatırması gerektiği düzenlenmiştir.
Ayrıca 5363 Sayılı Tarım Sigortaları Kanunu kapsamına alınan zirai risklerle ile ilgili olarak yapılacak sigorta sözleşmelerine yönelik bir Sigorta Havuzu kurulmuştur. Bu Havuza ilişkin tüm iş ve işlemler, bu Havuza katılan … şirketlerinin eşit hisselerle ortak oldukları Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi A.Ş. tarafından yürütülmektedir. Sigorta şirketleri, tarım sigortası sözleşmeleri Havuz adına ve Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapar ve primi ile riskin tamamını Havuza devreder. Devlet, bu Kanun kapsamında yapılacak sigorta sözleşmelerine münhasır olarak çiftçi adına sigorta primine destek sağlamaktadır. Kanunun 13. maddesinde Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen devlet tarafından sağlanacak prim desteği miktarlarının Bakanlık tarafından Havuza aktarılacağı belirtilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, 5363 sayılı Kanun kapsamında asıl davada davacı acentenin portföyünden düzenlenmiş olan zirai sigorta primlerinin % 50’si devlet tarafından Tarsim’e ödenerek karşılanmıştır.
Bu durumda mahkemece, 5363 sayılı Kanun hükümleri ve taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin 22. maddesi göre acentenin ancak primini tahsil etmiş bulunduğu sigorta sözleşmelerine ait komisyona hak kazandığı, acentenin portföyünden düzenlenmiş olmakla birlikte tahsile yetkili bulunmadığı devletçe ödenen prim tutarına isabet eden komisyonu talep etmesinin mümkün olmadığı nazara alınarak asıl ve birleşen davadaki taleplerin değerlendirilmesi gerekirken, yukarıda yazılı şekilde toplam poliçe miktarı üzerinden acentenin hak kazandığı komisyon miktarının hesaplanması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın asıl davada davalı-birleşen davada davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacı-birleşen davada davalıdan alınıp davalı-birleşen davada davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 26/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.