YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2033
KARAR NO : 2017/4680
KARAR TARİHİ : 25.09.2017
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/12/2015 tarih ve 2015/133-2015/909 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin 07.10.1969 tarihinde kurulduğunu, müvekkilinin şirkette ortak olduğunu ve hamiline yazılı 75 hissesi bulunduğunu, şirket ana sözleşmesinin 9. maddesine göre tüm şirket hisseleri nama yazılı iken, 30.04.1973 tarihli genel kurul kararı ile şirketin esas sermayesinin 7.000.000 TL’ye çıkarıldığını, ana sözleşmenin 8. maddesindeki değişiklikle 500.000 TL karşılığı 500 adet hamiline yazılı hisse senedi, 6.500.000 TL karşılığı da 6.500 adet nama yazılı hisse senedi çıkarılmasına karar verildiğini, müvekkilinin şirketten 75 adet hamiline hisse senedi daha aldığını, şirketin müteaddit defalar sermaye artırımında bulunduğunu ve ortaklara kâr dağıtılmasına karar verildiğini, müvekkiline dağıtılan kâr paylarından ödeme yapılmadığını, 11.10.1977 tarihinde tescil edilen genel kurul kararı ile ana sözleşmenin 8. maddesinde değişiklik yapılarak şirket sermayesinin 10.000.000 TL’den 20.000.000 TL’ye çıkarıldığını, müvekkilinin 100.000 TL ek sermaye taahhüdünde bulunduğunu, daha sonraki sermaye artırımına ilişkin çağrılar ve tebligatların da yapılmadığını, müvekkilinin 1990 – 1993 yılları arasında yönetim kurulu üyeliği de yaptığını, davalıya …2. Noterliği’nin 27.11.2014 tarih, 30218 yevmiye nolu ihtarnamesi ile ortaklık hissesine düşen kâr paylarının ödenmesi ve kâr kuponlarının gönderilmesinin talep edildiğini, davalının ödeme yapmadığını ileri sürerek, müvekkilinin şirket ortaklığının tespitine, ortaklık payına tekabül eden nama/hamiline yazılı hisse senetlerinin tespitine, müvekkilinin hissesine düşen kâr paylarının ve şirket sermaye artırımından ortaklara ayrılan paylarından müvekkil hissesine tekabül eden alacaklarının belirlenerek şimdilik fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile 500,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafın hem şirkete ait hamiline ve nama yazılı hisse senetlerine sahip olduğunu ama bu senetlerin kendisinde bulunmadığını ifade ettiğini, hamiline yazılı senetlerin tespiti taleplerinin maddi imkânsızlık sebebiyle reddi gerektiğini, nama yazılı pay senetleri açısından hak iddia edebilmek için zilyetliğin devralana geçmesi gerektiğini, davacı tarafın hak iddia ettiği nama yazılı hisse senetlerinin zilyedi olmadığından hisse senetlerine dayanarak hak talep etmesinin hukuken mümkün olmadığını, aksi düşünülse bile kâr payı konusunda zamanaşımının geçtiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 11/10/1977 tarih, 324 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nin 12. sayfasında davalı şirket ile ilgili verilen ilanda ek sermaye taahhüdünde bulunan ortaklar arasında isminin bulunduğu, isminin karşısında 100.000 TL taahhüt ibaresinin olduğu, 07/06/1993 tarihli Türkiye İş Bankası tarafından Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’na gönderilen yazı içeriğinde davacının 30.000 TL’lik taahhüdü ile ilgili 30.000 TL yatırarak, banka nezdinde bloke edildiğinin bildirildiği, 1994 ve sonrasındaki genel kurullar ile ilgili hazırun cetvellerinde davacının isminin bulunmadığını, ancak 31/03/1993, 31/03/1992 ve 14/03/1991 günkü umumi heyet toplantıları ile ilgili hazırlanan hazirun cetvellerinin 41. sırasında davacının isminin bulunduğu, payının ise, 7500,00 adet olduğunun belirtildiği, yine 20/03/1990 günkü umumi heyet toplantısı ile ilgili hazırlanan hazirun cetvelinin 28. sırasında isminin yer aldığı, payının ise 7500,00 adet olarak belirtildiği, 1989 ve öncesi ile ilgili hazirun cetvellerinde davacının isminin bulunmadığı, ticaret sicil kayıtlarında ve davalı şirketin yasal defterlerinde, davacının davalı şirkette hissedar olduğuna dair herhangi bir tespit yapılamadığı, davacının ortaklığına ilişkin herhangi bir kayda rastlanılmadığı, davacı tarafın pay senetlerini de ibraz edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 25/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.