Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2016/27272 E. 2018/518 K. 23.01.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/27272
KARAR NO : 2018/518
KARAR TARİHİ : 23.01.2018

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından borçlu hakkında dört adet bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takibe karşı, borçlunun icra mahkemesine başvurup imzaya itiraz ederek, takibin iptali ile %20’den aşağı olmamak üzere tazminat verilmesi talebinde bulunduğu, mahkemece takibin durdurulmasına, tazminat talebinin ise reddine karar verildiği görülmektedir.
İİK’nun 170/4. maddesi gereğince itirazın kabulüne karar verilmesi halinde, senedi takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunduğu takdirde, alacaklının takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminatla sorumlu tutulacağı hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda, mahkemece, bonolar üzerinde yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen 11.05.2016 havale tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda; 15.04.2015 ödeme tarihli 19.610 TL bedelli, 15.03.2015 ödeme tarihli 19.610 TL bedelli,30.04.2015 ödeme tarihli 14.755 TL bedelli 3 adet senet üzerine atılı imzaların bilgisayar ve ekipmanı vasıtası ile oluşturulmuş olmaları nedeni ile borçluya aidiyeti hususunda bir değerlendirme yapılamadığının, ancak, 25.03.2015 ödeme tarihli 6.280 TL bedelli senette atılı bulunan imzanın borçlunun eli ürünü olmadığı yönünde net kanaat bildirildiği görülmüştür.
Takip dayanağı bonoların incelenmesinde, alacaklının senetlerin lehtarı, borçlunun ise senetlerin düzenleyeni konumunda bulundukları anlaşılmıştır.
25.03.2015 ödeme tarihli 6.280 TL bedelli senet dışında kalan senetler yönünden yapılan incelemede; bilirkişi raporu ile imzanın borçluya aidiyeti hususunda net kanaat bildirilmediğinden, mahkemece anılan senetler yönünden alacaklı aleyhine tazminata hükmedilmemesi doğrudur.
Ancak, bilirkişi tarafından imzanın borçluya ait olmadığı hususunda net kanaat bildirilen 25.03.2015 ödeme tarihli 6.280 TL bedelli senet yönünden alacaklı, borçlu ile doğrudan ilişki içinde olması nedeniyle, ciro imzasının adı geçene ait olup olmadığını bilebilecek durumdadır. Çekteki ciro imzasının borçlunun eli ürünü olduğunu kontrol etmeden ya da imzanın huzurunda atılmasını sağlamadan bonoyu alan alacaklının, imzaya itirazı kabul edilene karşı başlattığı takipte en azından ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir.
O halde, mahkemece, 25.03.2015 ödeme tarihli 6.280 TL bedelli senet miktarının %20’sinden aşağı olmamak üzere borçlu lehine tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile anılan senet yönünden de tazminat isteminin reddine karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/01/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.