Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2014/14162 E. 2015/22216 K. 10.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14162
KARAR NO : 2015/22216
KARAR TARİHİ : 10.12.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti

… ve müşterekleri ile Ümmühan Kılıç ve müşterekleri aralarındaki muhdesatın tespiti davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 18.03.2014 gün ve 340/282 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili ve davalılar vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacı vekili; taraflar arasında ortaklığın giderilmesi davasına konu edilen taşınmazlardan 833 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki mesken ve eklentiler ile 180 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan çeşitli nitelikteki ağaçlar , su kuyusu ve tel örgülü ağaç direklerin vekil edenleri ve vekil edenlerinin mirasbırakanı Neşet Çolak tarafından yapıldığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar … ve …. vekili davanın reddine karar verilmesini savunmuş, diğer davalılar savunmada bulunmamışlardır.
Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, 833 parsel üzerinde bulunan ve 15.01.2014 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide mavi ile gösterilen evin eklentisi dışında kalan kuruluk, samanlık, dam ve ahır şeklindeki 3 adet bağımsız bölümler ile, 12.05.2011 tarihli raporda belirtilen 45 adet çeşitli cins ve yaşlarda ağaç ve diğer müştemilatların davacılara ait olduğunun tespitine karar verilmesi üzerine hüküm; davacı vekili ile davalılar … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davanın kabulüne dair önceki hüküm davalı …’ın temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 18/9/2012 tarih ve 2012/1673 Esas, 2012 /6097 karar sayılı ilamı ile özet olarak “….Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dava ve temyize konu 833 parsel yönünden dosyada toplanan deliller hüküm vermeye yeterli değildir. Öncelikle 833 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağı ilgili Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra taraf tanıkları hazır edilmek suretiyle az yukarıda açıklanan hukuki olgunun belirlenmesi açısından taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, keşifte kadastro tespitinden önce ve sonra meydana getirilen muhdesatlar belirlenmeli, bunun sonucunda bir kısım muhdesatlar yönünden davada hak düşürücü sürenin gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalı, muhdesatın kadastro tespit gününden sonra meydana getirilen bölümleri var ise buna göre değerlendirme yapılmalı, muhdesatın oturulabilir hale getirilmesi

için yapılan harcamaların yeni bir muhdesat meydana getirme sayılamayacağı, iyileştirme gideri (faydalı masraf) niteliğindeki bu gibi giderlerin ancak koşullarının varlığı halinde sebepsiz zenginleşme davasına konu edilebileceği düşünülmeli, yine taşınmazdan ayrılması mümkün teferruat niteliğindeki eşyaların da tespit davasına konu edilemeyecekleri gözönünde tutulmalı, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. ” gereğine işaret edilmek suretiyle bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyulması kararı verildikten sonra, yukarıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Mahkemenin gerekçesinde kabul edilen kısımlar olarak fırın evi, kuruluk, samanlık, depo, kümes, açık ağıl, tavuk kümesleri, fidanlık ve ağaçlar, wc, kuyu gösterildiği halde , ancak hükmün 2. fıkrasında ise 15.01.2014 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide gösterilen, evin eklentisi dışında kalan kuruluk, samanlık, dam ve ahır şeklindeki 3 adet bağımsız bölümler ile 12.11.2011 tarihli raporda belirtilen 45 adet çeşitli cins ve yaşlardaki ağaç ile diğer müştemilarların kabulüne karar verildiği görülmüştür. Hükmün dayanağı olarak belirtilen 15.01.2014 tarihli fen bilirkişi raporunda, kabulüne karar verilen kuruluk, samanlık, dam ve ahır şeklindeki 3 adet bağımsız bölümün kroki üzerinde hangi kısımlar olduğu, gerekçede belirtilen fırın evi, depo, tavuk kümeslerinin bu bağımsız bölümlere dahil olup olmadığı açıkça gösterilmediği gibi ağaçların hangi parsel üzerinde kaldığı da belirtilmeyerek hükümde duraksama yaratılmıştır.
6100 sayılı HMK’nın 297/2 maddesi hükmünde taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi, infaza elverişli biçimde hüküm kurulması zorunludur.
Bu nedenlerle, Mahkemece gerek görüldüğü takdirde mahallinde yeniden keşif yapılarak dava konusu taşınmaz üzerindeki muhdesatların duraksamaya meydan vermeyecek şekilde ayrı ayrı numaralandırılması ve harflendirilmesi, teknik bilirkişiye infaza ve denetime elverişli basit kroki düzenlettirilmesi, ağaçların da hangi parsel üzerinde yer aldığının belirtilmesi ve HMK 297/2 maddesine göre dava konusu muhdesatlar ile ilgili infazda kuşku oluşturmayacak şekilde bir karar verilmesi gerekir. Anılan yön gözetilmeksizin verilen kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Davacının temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; bozma nedenine göre davalıların temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 595,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılar ve davalılara ayrı ayrı iadesine, 10.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.