Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2015/15224 E. 2015/25358 K. 15.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15224
KARAR NO : 2015/25358
KARAR TARİHİ : 15.12.2015

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava Türü : Alacak

YARGITAY İLAMI

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteklerin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı 08/03/2005 tarihinde 27/12/2012 tarihine kadar … Belediyesi İtfaiye Müdürlüğünde kesintisiz şoför olarak çalıştığını, … Belediyesinin itfaiye işlerini ihale ile her yıl alt işverenlere verdiğini, son olarak da 01/01/2012 ile 27/12/2012 tarihleri arasında …. Belediyesi İtfaiye Müdürlüğünde Belediye Başkanlığının alt işvereni olan …. Endüstriyel Temizlik Ltd. Şti. bünyesinde çalıştığını, davalı … Temizlik Şirketine 27/12/2012 tarihi itibari ile emekliliğinin yapılması için başvurduğunu, ancak bugüne kadar davacının kıdem tazminatı, yıllık izin ücretleri, gece zammı ücretleri, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri, fazla mesai ücretlerine ilişkin yasal haklarının kendisine ödenmediğini bildirerek alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında kıdem tazminatına uygulanması gereken faiz konusunda ihtilaf vardır.
4857 sayılı İş Kanununun 120. maddesi yollamasıyla yürürlükte olan 1475 sayılı Yasanın 14. maddesinin 4. bendinde, işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla ayrılması halinde kıdem tazminatına hak kazanılabileceği hükme bağlanmıştır. O halde anılan bent uyarınca fesih bildiriminde bulunulabilmesi için işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandık hükümlerine ,göre yaşlılık, emeklilik, malullük ya da toptan ödemeye hak kazanmış olması gerekir. Bundan başka işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa bahsi geçen işlemler için başvurması ve bu yöndeki yazıyı işverene bildirmesi gerekir. Böylece işçinin yaşlılık, emeklilik, malullük ve toptan ödeme yönlerinden bağlı bulunduğu mevzuata göre hak kazanıp kazanmadığı denetlenmiş olur. Öte yandan işçinin, sosyal güvenlik anlamında bu hakkı kazanmasının ardından ilgili kurum ya da sandığa başvurmaksızın kıdem tazminatı talebiyle işyerinden ayrılması ve bu yolla hakkın kötüye kullanılmasının önüne geçilmiş olur. İşçi tarafından bağlı bulunduğu kurum ya da sandıktan tahsise ya da tahsis yapılabileceğine dair yazının işverene bildirildiği anda işverenin kıdem tazminatı ödeme yükümü doğar ve faiz başlangıcı da bu tarih olarak esas alınmalıdır.
Davacı davalı … Temizlik Şirketine 27/12/2012 tarihi itibari ile emekliliğinin yapılması için başvurduğunu ve 31.12.2012 de de Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurduğunu iddia etmiştir.
Dosyaya sunulan davacının davalı … Şirketine yazdığı dilekçede emeklilik dilekçesini vereceğinden 27.12.2012 de işyerinden çıkışının yapılmasını istediği, ayrıca dosyada bulunan işten ayrılış bildirgesinde de işten ayrılış tarihinin 27/12/2012 ve çıkış kodunun 9 yani malulen emeklilik nedeniyle fesih olarak bildirildiği görülmekle davalı işverenin davacı işçinin emekli olduğundan haberi olduğunun anlaşılmasına göre kıdem tazminatının fesih tarihinden itabaren faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmesi gerekirken dava tarihinden faiz işletilmesi hatalıdır.
3-Davacı işçinin ulusal bayram ve genel tatillerde çalışma karşılığı ücretlere hak kazanıp kazanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanununun 47 nci maddesinde, Kanunun kapsamındaki işyerleri bakımından, ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışma karşılığı olmaksızın o günün ücretinin ödeneceği, tatil yapılmayarak çalışıldığında ise, ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücretin ödenmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde ise, resmi ve dini bayram günleriyle yılbaşı gününün genel tatil günleri olduğu açıklanmıştır.
Buna göre; genel tatil günleri, 1 Ocak, 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos günleri ile Arife günü saat 13.00’da başlanan üçbuçuk günlük Ramazan Bayramı ve Arife günü saat 13.00’de başlayan dörtbuçuk günlük Kurban Bayramı günlerinden oluşur. Ulusal bayram günü 28 Ekim saat 13.00 ten itibaren başlayan 29 Ekim günü de devam eden birbuçuk gündür. 2429 sayılı Yasanın, 5892 sayılı Yasayla değişik 2 nci maddesi uyarınca da, 1 Mayıs genel tatil günüdür. İşçinin ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıp çalışmayacağı toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmesiyle kararlaştırabilir
Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan bayram ve genel tatil ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde işçi, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını her türlü delille ispat edebilir.
Ulusal bayram ve genel tatillerde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bununla birlikte, işyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
İmzalı ücret bordrolarından, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından daha fazla çalışıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin alacağının bordroda görünenden daha fazla olduğu yönünde bir ihtirazi kaydının bulunması halinde, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıt taşımaması durumunda dahi, işçinin bordroda yazılı olanın dışında ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının yapıldığını yazılı delille kanıtlaması imkân dahilindedir.
Dairemizce, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde, hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği kabul edilmektedir. Ancak, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının taktiri delil niteliğindeki tanık anlatımları yerine, yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.
Davacı hafta tatiline denk gelmeyen tüm ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığını iddia etmiştir.
Davalı ise ulusal bayram genel tatil günlerinde çalışılmadığını savunmuştur.
Yargılama sırasında dinlenen davacı tanıkları davacının ulusal bayramların ve dini bayramların tamamında çalıştığını, davacının haftada bir gün hafta tatili olduğunu, davalı tanıkları ise davacının ulusal bayram günlerinin ve dini bayramların tamamında çalıştığını ve hafta tatilini haftada bir gün olmak üzere değişik günlerde kullandığını beyan etmişlerdir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise davacının ulusal bayram ve genel tatillerin tamamında çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır.
Mahkemece yapılacak iş davacının hafta tatilinin hangi gün olduğu taraflardan ve gerekirse tanıklardan sorulmak ve işyerinde vardiya çizelgeleri varsa bu çizelgeler getirtilmek suretiyle belirlenerek davacının ulusal bayram ve genel tatillerin hangilerinde çalıştığı belirlenip ulusal bayram ve genel tatil alacağı hakkında hüküm kurulması gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
4-Yıllık izin ücreti bakımından uygulanması gereken faiz konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 59 uncu maddesinde, iş sözleşmesinin feshi halinde kullanılmayan izin sürelerine ait ücretlerin, son ücret üzerinden ödenmesi gerektiği kurala bağlanmıştır. Ancak, Yasada izin ücreti için kesin bir ödeme günü belirlenmiş değildir. İş sözleşmesinin feshedildiği tarihte izin ücreti muaccel olur. Bununla birlikte, faiz başlangıcı bakımından işverenin ayrıca temerrüde düşürülmesi gerekir.
Dairemizce, iş sözleşmesinin feshinde ödenmesi gereken izin ücreti, geniş anlamda ücret içinde değerlendirilmemiş ve 4857 sayılı Kanunun 34 üncü maddesinde sözü edilen bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilemeyeceği kabul edilmiştir.
O halde, izin ücreti için uygulanması gereken faiz, yasal faiz olmalıdır.
Mahkemece talep dikkate alınarak davacının yıllık izin ücreti alacağının yasal faiz oranını aşmamak üzere en yüksek banka mevduat faizi ile tahsiline karar verilmesi gerekirken doğrudan en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 15.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.