Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2015/18167 E. 2015/19844 K. 28.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/18167
KARAR NO : 2015/19844
KARAR TARİHİ : 28.10.2015

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İpoteğin Kaldırılması

Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; kısmen bozulmasına dair Dairemizin 04.05.2015 gün ve 6875-9020 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun kanun yollarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir.
Temyiz ilamında bildirilen gerektirici sebeplere, özellikle malik olmayan eşin açık rızasının varlığının kanıtlanamamış olduğunun anlaşılmasına göre, Hukuk Usul Muhakemeleri Kanununun 440.maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı kanunun 442/3. maddesi gereğince; bu maddede gösterilen para cezasının miktarı 5252 sayılı Kanunun 4. maddesiyle artırıldığından ve aynı yasanın 7. maddesiyle de; ceza, idari para cezasına dönüştürüldüğünden, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17. maddesinin 7. fıkrasıyla da, idari para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yıl uygulanan miktarın o yıl için belirlenmiş olan yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacağı öngörülmüş olmakla, bu yolla hesaplanan 250.60 TL. idari para cezasının ve Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 57.60 TL. ilam harcının karar düzeltme talebinde bulunana yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna oyçokluğuyla karar verildi.28.10.2015 (Çrş.)
Davacı, davalılardan eşi olan…’nün adına kayıtlı olup aile konutu olarak kullanılan taşınmaz üzerine diğer davalı şirket lehine tesis edilen ipoteğin rızası dışında tesis edildiğini ileri sürerek kaldırılmasını talep etmiştir. Mahkemece davalılardan…’nün dava tarihinden sonra vefat etmesi sebebiyle davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle
esası hakkında karar verilmemiş, davacının dava tarihi itibariyle haksız olduğu kabul edilerek, dava değeri üzerinden nispi harç alınmasına ve davalı banka lehine nispi vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmiştir.
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 194.maddesi III.Fıkrası hükmü ile rıza alınmadan yapılacak işlemleri önleyebilmek amacıyla, tapu kütüğüne şerh verilmesi olanağı getirilmiştir. Ancak hemen belirmek gerekir ki anılan madde ile tapuya güven ilkesine bir istisna getirilmiş değildir.
Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş tarafından, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmemesi halinde, işlem tarafı iyiniyetli üçüncü kişinin ayni hak kazanımı 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 1023.maddesi hükmü ile korunmuştur. Bilindiği üzere, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 1023.maddesi, tapuya güven ilkesini öngörmektedir. 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 194.maddesi III.fıkrası ise, tapuya güven ilkesinin aynen sürdürülmekte olduğunun bir ifadesidir.
İpotek tesis edildiği tarihte, tapu kütüğünde aile konutu olduğuna dair şerh bulunmadığına göre, lehine ipotek tesis edilen davalının kazanımı, iyi niyetli olması halinde korunur (TMK. md. 1023). Kanunun iyi niyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, aslolan iyi niyetin varlığıdır. Ancak durumun gereklerine göre, kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse de iyi niyet iddiasında bulunamaz (TMK. md. 3). İyi niyetin varlığı asıl olduğuna göre lehine ipotek tesis edilenin kötü niyetli olduğunu kanıtlama yükü, iddia eden davacıya düşer (TMK. md. 6). Davacı, lehine ipotek tesis edilen davalının kötü niyetli olduğunu gösteren bir delil ileri sürmemiş ve davalının kötü niyetli olduğunu ispat edememiştir. Bu durumda, Türk Medeni Kanununun 1023. maddesi gereğince lehine ipotek tesis edilen davalı bankanın kazanımı korunacaktır. Lehine ipotek tesis edilenin tacir olması bu sonucu değiştirecek nitelikte değildir. Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulu’nun 24.04.2013 gün ve 2012/2-1567 E., 2013/579 K. sayılı ilamında da benimsenmiştir Bu açıklamalar çerçevesinde davacının dava tarihi itibariyle dava açmakta haksız olduğu kabul edilerek davalı banka lehine vekalet ücretine hükmedilmesi ve ve davalı banka tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacıdan tahsiline karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Bu sebeple karar düzeltme talebinin kabulüyle bozma kararının kaldırılması ve hükmün bu bölümlerinin onanması gerektiğini düşündüğüm için sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.