Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2015/4086 E. 2015/18220 K. 13.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4086
KARAR NO : 2015/18220
KARAR TARİHİ : 13.10.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Karşılıklı Boşanma

Taraflar arasındaki “karşılıklı boşanma” davalarının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-karşı davalı (kadın) tarafından kusur belirlemesi, manevi tazminat talebinin reddi, maddi tazminat ve nafakaların miktarları yönünden; davalı-karşı davacı (erkek) tarafından ise her iki dava yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davacı-karşı davalı kadının evlilik birliğinden kaynaklanan görevlerini yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davalı- davacı erkek dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, davalı-davacı erkeğin boşanma davasının da kabulü ile boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalı-davacının boşanma davası hakkında yeniden hüküm kurulması zorunlu hale geleceğinden tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.13.10.2015 (Salı)
Değerli çoğunluğun bozma görüşüne iki nedenle katılmıyorum.
Birinci neden: Dosya kapsamına göre, davalı-davacı kocanın, davacı-davalı kadını ailesiyle birlikte oturmaya zorladığı, davacı-davalı kadının yaklaşık 15 yıl davalı-davacı kocanın ailesiyle birlikte oturduğu, davacı-davalı kadının müstakil bir konut talep etmesi üzerinde taraflar arasında tarşıtma çıktığı, bunun üzerine davalı-davacı kadının ortak konutu haklı sebeple terk ettiği, davalı-davacı kocanın eşinin arkasından gittiği ve birlikte ayrı bir konut edindikleri, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, davacı-davalı kadının müşterek çocukları ortak konuta çağırdığı ancak çocukların ortak konuta gelmek istemedikleri, babaanneleri ile birlikte kalmayı sürdürlükleri, tarafların daha sonraki süreçte ortak giderler konusunda tartışdıkları, davalı-davacı kocanın ailesinin yanına döndüğü, davacı-davalı kadının, davalı-davacı kocanın ailesinin yanına dönmek istemediği ve boşanma davası açtığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamına göre davacı-davalı kadının boşanmayı gerektirir bir kusurunun bulunmadığı görüşündeyim.
İkinci neden:Değerli çoğunluk yerel mahkeme kararını davacı-davalı kadının birlik görevlerini yerine getirmediği gerekçesiyle bozmuştur. Birlik görevlerini yerine getirmeme kavramı soyut bir kavramdır. Davacı-davalının bu gerekçeden hangi davranışı sebebiyle kusurlandırıldığını, hangi davranışının evlilik birliğini temelinden sarstığını anlaması mümkün değildir. Anayasının 141/3, maddesi bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli yazılacağını düzenlemiştir. Değerli çoğunluğun bozma kararının, Anayasının 141/3. maddesi anlamında bir gerekçe içermediği görüşündeyim.
Yukarıda açıkladığım nedenlerle değerli çoğunluğun bozma görüşüne katılmıyorum.