YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18753
KARAR NO : 2015/4868
KARAR TARİHİ : 08.04.2015
MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01/07/2014 tarih ve 2013/134-2014/157 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardır bankacılık ve finans sektöründe faaliyet gösterdiğini, “… ” ibaresinin 09, 35, 36 ve 38. sınıflarda yer alan emtia ve hizmetler bakımından tescili için davalı …’ne başvurduğunu, 2010/70231 kod numarası verilen başvurunun 556 sayılı KHK’nın 7/1-b ve 7/1-c hükmü uyarınca tümüyle reddedildiğini, bu karara karşı yaptıkları itirazın da … tarafından kısmen kabul ve kısmen de reddedildiğini, sonuç olarak başvurularının 09, 35 ve 36.sınıflar yönünden KHK 7/1-c hükmü uyarınca reddine karar verildiğini; oysa “Turkish” ibaresinin müvekkili şirketin unvanının esaslı unsuru olduğunu, ayırt edici niteliğe sahip olduğunu belirterek, … …’nın 2013-M-1272 sayılı kararının iptaline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu “… ” ibaresinin kullanılacağı ve çekişmeli 09 ve 36. sınıfta yer alan hizmetler için cins, çeşit, vasıf belirten bir özelliğe sahip olduğunu ve ayırt ediciliği sağlamaktan uzak olduğunu, söz konusu ibarenin tek bir şahsın inhisarına bırakmak ve başka markalarda yan unsur olarak kullanımına dahi engel olma sonucunu doğuracak bu başvurunun tescilinin marka hukukunun temel ilkelerine aykırı olacağını, davacı vekilinin “… ” markasının KHK’nın 7/son maddesi anlamında kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandığını ileri sürdüğünü, ancak bu iddiasını ispat edemediğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının tescilini talep ettiği ve asıl unsuru bir bütün olarak “… ” ibaresi olan başvurunun 36.sınıfa dahil “finansal ve parasal hizmetler” dışında kalan mal ve hizmetler yönünden doğrudan tanımlayıcı olmadığı ve 7/1-c kapsamına girmediği gibi somut olayda diğer mutlak ret nedenlerinin de bulunmadığı; anılan mal ve hizmetler yönünden … kararının kısmen iptali gerektiği, bununla beraber davacı tarafından söz konusu ibareye kullanımla ayırt edicilik kazandırıldığı iddiasına yönelik sunulan belgelerin bu iddiayı ispata yeterli olmadığı; zira bu konuda sunulan delillerin tamamına yakınının davacının ticaret unvanı ile ilgili olduğu ve başvuruya konu “… ” ibaresinin markasal olarak kullanımına yönelik bulunmadığı; bazı delillerin tarihinin ise … karar tarihinden sonraki bir tarih olduğu ya da farklı ibarelere ilişkin bulunduğu, bu itibarla dikkate alınmasının mümkün bulunmadığı; tüm bu nedenlerle somut olayda KHK 7/son hükmü uyarınca tescil engelinin aşılması koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, … … 2013-M-1272 sayılı kararının davacı itirazlarının reddine dair bölümü yönünden ve başvuru kapsamındaki 36. sınıfa dahil “finansal ve parasal hizmetler” dışında kalan mal ve hizmetler yönünden kısmen iptaline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince dava, marka başvurusunun reddine ilişkin davalı kurum kararının iptali istemine ilişkindir. Başvuruya konu marka “… ” ve “Bank” kelimelerinin birleştirilmesi sonucu oluşturulmuş türetme kelime markasıdır. Mahkemece, “Turkishbank” ibaresinin “finansal ve parasal hizmetler” mal ve hizmetleri bakımından cins, çeşit, vasıf, amaç ve coğrafi kaynak bildiren bir sözcük olarak algılanacağı, bu nedenle işaretin anılan mal ve hizmetler açısından ayırdedici nitelikten yoksun bulunduğu gerekçesiyle marka olarak tescil edilemeyeceği kabul edilmişse de, dava konusu “… ” ibaresi 556 sayılı KHK’nın 5’inci maddesindeki unsurları haiz ve ayırdedici nitelikte bulunduğu gibi söz konusu mal ve hizmetler bakımından doğrudan tasviri işaret niteliğinde değildir. Bu itibarla, 556 sayılı KHK’nın 7/1-c bendi uyarınca ” finansal ve parasal hizmetler” mal ve hizmetleri açısından da tescil engelinin bulunmadığı kabul edilerek anılan mal ve hizmetler yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 08/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.