Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/3447 E. 2015/6103 K. 29.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3447
KARAR NO : 2015/6103
KARAR TARİHİ : 29.04.2015

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada …(Kapatılan) 50. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06/03/2014 tarih ve 2012/142-2014/56 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 25.05.2005 tarihinde alt-imtiyaz (Franchise) sözleşmesi imzalandığını ve anılan sözleşme uyarınca müvekkilinin işletmesinde satılacak tüm emtianın davalı tarafından toptan olarak müvekkiline temin edilmesinin ve müvekkilinin de emtiaları davalı tarafından tespit edilen şartlar doğrultusunda perakende satışını gerçekleştirmesinin kararlaştırıldığını, sözleşme süresinin 5 yıl olup, sürenin bitiminde yenilenmediğini, müvekkilinin davalıdan insert/promosyon fiyat farkı alacağı, eksik teslim edilen mallar ve iade edilen mallar dolayısıyla alacağı ile cari hesap alacağının bulunduğunu ve anılan alacak kalemlerinin tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlatıklarını ancak, davalının haksız itirazı ile takibi durdurduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının günlük fiyat değişiminden dolayı oluşan farktan bahsettiğini oysa, ticari ilişkilerde şartların iki yönlü olduğunu, daha yüksek fiyata giren ürünün daha az fiyata satılması muhtemel olabileceği gibi , daha ucuza giren bir ürünün daha yüksek fiyatla satılmasının da mümkün olduğunu, 5 yıllık ticari ilişki süresinde davacının bu hususta bir talebinin olmadığını kaldı ki, davacı taraf ile sözleşme ilişkisinin devam ettiği süre içerisinde müvekkili şirkete bildirdiği ve sistemden tespit edilebildiği kadarıyla 25.923,65 TL’lik fiyat farkı ve 18.823,43 TL’lik promosyon indirimi faturasının müvekkili tarafından ödendiğini, davacının sözleşme süresince eksik/fazlalar hususunda herhangi bir fatura düzenlemediğini, cari hesap bakiyesinin de bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmede fiyat farkı ve promosyon uygulamaları nedeniyle davacının uğramış olduğu zararlara hangi tarafın katlanacağı hususunda bir düzenleme olmamakla birlikte, bu hususta taraflar arasında zımni bir anlaşma olduğu, bu anlaşmaya göre söz konusu zararların davalı tarafça karşılanması gerektiği, bu anlaşmadan davalı tarafın tek taraflı olarak dönemeyeceği, zımni anlaşmanın olmaması ihtimalinde dahi söz konusu zararlara davacı tarafın katlanmasının MK’nın. 23/II ve TBK’nın 27. madde hükümlerine aykırı olduğu, bu nedenle davacı lehine 52.922,89 TL, aynı şekilde meyve ve sebze bölümü bakımından 3.185,71 TL, davalının eksik veya yanlış ürün teslim etmesi nedeniyle de 3.724,88 TL alacak hakkı doğduğu, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi çerçevesinde davalının, davacıya toplam 36.410,70 TL borcunun bulunduğu, söz konusu alacaklar nedeniyle davalının temerrüde düştüğü ve 28.7.2011 tarihinden itibaren 6.569,65 TL işlemiş ticari faiz borcu bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının itirazının iptaline ve takibin 36.410,70 TL cari hesap alacağı, 52.922,89 TL Ekim 2008 -Mayıs 2010 sevkiyat farkı, 3.185,71 TL meyve sebze sevkiyatında günlük fiyat değişimi, 3.724,88 TL eksik ve yanlış ürün tesliminden kaynaklanan bedel, 6.215,77 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 102.459,95 TL alacak üzerinden devamına, asıl alacak miktarı olan 96.244,18 TL’ne takip tarihinden itibaren değişen oranda avans faizi uygulanmasına, 40.983,98 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taraflar arasında akdedilen franchise sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 1. maddesinde “Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.” hükmü düzenlenmiştir. Bu itibarla, mahkemece taraflar arasında akdedilen sözleşmenin imzalandığı 25.04.2005 tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerine göre değerlendirme yapılarak bir karar vermek gerekirken, 4721 sayılı TMK’nın 23. maddesinin somut uyuşmazlıkla herhangi bir ilişkisinin bulunmadığı da nazara alınmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Öte yandan, dava konusu cari hesap alacağı yönünden hükme esas alınan bilirkişi raporunda anılan alacak kalemi hususunda yapılan inceleme ve değerlendirme de yerinde ve denetime elverişli değildir. Bu itibarla, mahkemece yeni bir bilirkişi heyetinden Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar tesisi de doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin icra inkar tazminatına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin icra inkar tazminatına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.