Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2012/13752 E. 2013/6418 K. 09.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13752
KARAR NO : 2013/6418
KARAR TARİHİ : 09.04.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davacı-davalı … tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Asıl dava, kira alacağının tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali, kiracının açtığı birleşen dava ise depozito bedelinin iadesine yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece asıl davanın kısmen, birleşen davanın tümden kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı-davalı … tarafından asıl ve birleşen dava yönünden temyiz edilmiştir
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının 01.11.2002 başlangıç tarihli sözleşme ile kiracı olduğunu, davalının her hangi bir fesih ihbarı göndermeksizin kiralananı tahliye ederek anahtarını 15.01.2011 tarihinde emlakçıya bıraktığını, davalının 15.01.2011 tarihinde tahliye ile anahtarı teslim ettiğinden, bu tarihe kadar olan kira ve aidat borçlarından sorumlu olduğunu, bunun yanında erken tahliyeye bağlı olarak mecurun yeniden kiraya verilme tarihi olan Mayıs/2011 tarihine kadar olan kira borçlarından da sorumlu olduğunu, bu borca ilişkin olarak davalı hakkında icra takibi yaptıklarını, davalının haksız itirazı nedeniyle takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı-birleşen davanın davacısı ise; kira sözleşmesinin yenilenmeyeceğinin Ekim/2010 tarihinde sözlü olarak kiralayana bildirildiğini, keza kiralananın anahtarının da davacının talimatı doğrultusunda 05.11.2010 tarihinde emlakçıya bırakıldığını, aynı gün mecura “kiralık” yazılarının asıldığını, tahliye tarihine kadar olan kira ve aidat borçlarının ödendiğini, erken tahliye iddiasının yerinde olmadığını, icra takibinin haksız olduğunu, kira sözleşmesi ile alındığı sabit olan 500 Usd depozito bedelinin iade edilmediğini, buna ilişkin olarak yapılan icra takibine davacı tarafından kötü niyetle itiraz edildiğini belirterek asıl davanın reddine, depozito bedeline ilişkin birleşen davanın kabulü ile itirazın iptaline ve %40 icra tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda, kiracının anahtar teslim tarihi olan 26.01.2011 tarihine kadar işleyen kira paraları ve aidat borçlarına ilişkin olarak itirazın kısmen iptali ile, 2.377 TL üzerinden takibin devamına, alacak likit olmadığından bahisle icra inkar tazminatı talebinin reddine, birleşen dava yönünden davanın kabulü ile itirazın iptaline karar verilmiştir.

Davada dayanılan ve hükme esas alınan 01.11.2002 başlangıç tarihli bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı-davalıya ait bağımsız bölüm anılan sözleşme ile davalı-davacıya kiraya verilmiştir. Kiracının fesih hakkı 6570 sayılı Yasanın 11.maddesinde düzenlenmiş olup, anılan Yasa hükmüne göre kiracının kira müddetinin bitmesinden en az on beş gün evvel mecuru tahliye edeceğini yazı ile bildirmek suretiyle sözleşme süresi sonunda kiralananı tahliye edebileceği, aksi durumda sözleşmenin aynı şartlarda bir yıl süre ile uzamış sayılacağı benimsenmiştir. Kira sözleşmesinin 11.maddesinde kiracının fesih hakkına taalluk eden bu süre bir ay olarak kararlaştırılmış ise de, sözleşmedeki kiracı aleyhine bu düzenleme geçersizdir. Davacı kiralayan taraflar arasındaki kira ilişkisinin 01.11.2010 tarihinde yenilendiğini, kiralananın tahliye edilerek anahtarının 15.01.2011 tarihinde teslim edildiğini iddia etmiş, erken tahliye nedeniyle Mayıs/2011 tarihine kadar olan kira paraları ve aidat borçlarının tahsilini istemiştir. Davalı her ne kadar, kiralananın tahliye edileceğinin Ekim/2010 tarihinde yasal sürede davacı kiralayana ihbar edildiğini bildirmiş ise de, bu iddiasını usulüne uygun olarak kanıtlayabilmiş değildir. Bu durumda, taraflar arasındaki kira ilişkisinin 01.11.2010 tarihinde bir yıl süre ile yenilendiğinin kabulü gerekir. Bu durumda, davalının anahtar teslim tarihine kadar işleyen kira bedellerinden, bu tarihten sonra ise taşınmazın aynı şartlarda yeniden kiraya verme süresi kadar yoksun kalınan kira paralarından sorumlu tutulması gerekir. Somut olayda, mahkemece anahtar teslim tarihinin 26.01.2011 olduğu kabul edilerek yalnızca bu süreye kadar olan kira paraları hakkında hüküm kuralsa da, erken tahliye nedeniyle mahrum kalınan kira parası yönünden bir hüküm kurulmaması doğru değildir. Öte yandan, anahtar teslim tarihine kadar işleyen kira paraları, sözleşme ile kararlaştırılan kira bedeli ve artış şartı üzerinden likit olup, İİK.nun 67.maddesi hükmü uyarınca talep halinde icra inkar tazminatına karar verilmesi zorunludur. Birleşen dava yönünden ise, davalı-davacı tarafından kira sözleşmesi kapsamında 500 Usd depozito verildiği tartışmasızdır. Sözleşmenin 8. maddesinde, kiracının kira, elektrik, su vs. borçlarını sıfırlayıp, taşınmazı hasarsız olarak teslim edilmesi halinde depozitonun iade edileceği kararlaştırılmıştır. Davalı-davacı kiracı tarafından başlatılan icra takibinde, 500 Usd depozitonun kiralayandan tahsili istenmiştir. Takip tarihi olan 28.06.2011 tarihi itibariyle sözleşmenin 8.maddesi uyarınca depozitonun iadesi koşulları gerçekleşmiş değildir. Öte yandan, davacı-davalı kiralayan borca itirazında mahsup savunmasında bulunmuştur. Takip tarihi itibariyle mahsup koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği, davacı-davalının itirazının yerinde olup olmadığı mahkemece değerlendirilmemiştir. Belirtilen bu esaslara aykırı olarak verilen hüküm hatalı olup, bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 09.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.