YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/16421
KARAR NO : 2016/14476
KARAR TARİHİ : 12.12.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı ; davalıya ait 21055459 seri numaralı su sayacının, müvekkil idareye ait hizmet binasında 25.08.2005 tarihinden itibaren kullanılmaya başlandığını, 2011 Haziran ayından itibaren su sayacının tüketim göstergesindeki belirgin artış üzerine, 02.11.2011 tarihinde su sayacının değiştirilmesi için davalı tarafa resmi başvuru yapıldığını, 03.10.2011 tarihinde su sayacının değiştirildiğini, ASKİ’nin 19.11.2011 tarihli ve 5349 sayılı yazıları ile, sökülen sayacın Ölçüler ve Ayarlar Şube Müdürlüğünde yapılan inceleme sonucu % 55 eksik ölçüm yaptığı baz alınarak, 6.5 yılda 1.173.111 ton su tüketimi olması gerektiği varsayılarak, müvekkile geçmişe dönük olarak 4.058.371.25 TL borç çıkarıldığını, davalı tarafça yapılan işlemlerin, ASKİ Tarifeler Yönetmeliğinin 19/a, b , 13, 20 ve 32. maddesine, Ölçü ve Ölçü Aletleri Muayene ve Ayar Yönetmeliğinin 32 ve 7. maddesine aykırı olduğunu,bu nedenle davacının 4.058.371.25 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı; davanın bir yıllık süre içinde açılmadığını, dava konusu sayaca ilişkin Bilim Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü tarafından düzenlenmiş rapor bulunduğunu, müvekkilin yerinde yaptırdığı tespitte bahse konu abonelik ve sayaçtan, 36 kattan oluşan 6 blokun su kullandığının tespit edildiğini, bahse konu bloklara ait yeşil alan ve ortak alanların sulanması ve temizliği, her bir blokta çalışan personel sayısı nazara alındığında, tahakkuka esas alınan miktarın fiilen kullanılmasının mümkün olduğunu, müvekkili tarafından yapılan işlemlerde mevzuata aykırı bir durumun bulunmadığını,bu nedenle davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; su borcundan kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.
Somut olayda; davacı tarafından su aboneliğinden kaynaklanan menfi tespit davası açılmış olup, mahkemece hükme esas alınan 13.07.2014 ve 14.11.2014 tarihli bilirkişi raporunda, davaya konu sayacın davalı … tarafından 03.11.2011 tarihinde söküldüğünü, sayacın bağımsız kuruluş olan Elektromed San.Tic. ve Sağlık Hizmet A.Ş tarafından teste tabi tutulduğunu ,sayacın % 50 akışla -%37 ,%20 akışla -%55 ve % 5 akışla -%74 eksik kayıt yaptırıldığı tespiti yapıldığını,şirketin 18.11.2011 tarihli raporu düzenlediğini,hesaplama sonunda 626.287.872 m3 su tüketiminin kayıt dışı kaldığının anlaşıldığını,Aski Tarifeler yönetmeliğinin 19/b maddesine göre ücretlendirme sonunda 4.058.371.25 TL tahakkuk ettirildiğini,bilirkişi kurulu olarak değerlendirmenin ancak Ölçüler ve Ayarlar Şube Müdürlüğünce yapılan testler sonucunda bulunan verilere göre yapılacağı gerçeğinden hareketle, dosyada mevcut olan bağımsız kuruluş olan Elektromed A.Ş nin düzenlemiş olduğu rapordan başka yeni bir rapor bulunmadığından bir değerlendirme ve bir sonuç elde etme imkanı olmadığını bu nedenle talep yönünde inceleme ve değerlendirme imkanı bulunmadığını görüş ve kanaatini bildirdiği anlaşılmıştır. Mahkemece benimsenen bu bilirkişi raporları doğrultusunda hüküm kurulmuştur. Söz konusu rapor bu hali ile hüküm kurmaya ve Yargıtay denetimine elverişli olmadığı anlaşılmıştır.
Dosya içerisindeki Bilim Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü’nün 18.11.2011 tarihli raporunda davaya konu su bedeline ilişkin olarak tahakkuk ettirilen faturaya esas sayacın hatalı çalıştığı belirtilmiştir. Bu durumda davacı gerçekte tükettiği bedel kadar su borcundan sorumludur.
Hal böyle olunca, davaya konu aboneliğin detaylı ekstreleri getirtilmeli,arızalı olarak değişimi yapılan sayacın tüketim hesabının, Tarifeler ve Abone Hizmetler Yönetmeliğinin 42/2. maddesi göz önünde bulundurularak, konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla tükettiği su miktarı ve buna karşılık olan bedeli belirlenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir. Bu yönün göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Öyle ise mahkemece; konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kuruldan yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, hüküm kurmaya ve Yargıtay denetimine elverişli bir rapor alınmak suretiyle, hüküm tesisi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.