Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2015/9032 E. 2015/22817 K. 01.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9032
KARAR NO : 2015/22817
KARAR TARİHİ : 01.12.2015

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı kadın tarafından tazminatlar ve tazminatların miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Mahkemece; eşine hakaret eden davalı kadın kusurlu kabul edilerek davacı erkek yararına maddi tazminata hükmedilmiş ise de; toplanan delillerden; davacı erkeğin, temyize konu davadan önce 12.12.2012 tarihinde Bartın Aile Mahkemesinde açtığı boşanma davasının, kadının tam kusurlu olması nedeniyle kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verildiği, kararın 26.12.2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle boşanma kararının kesinleşmiş bulunması nedeniyle, davacının maddi tazminat isteğinin Türk Medeni Kanununun 174/1. madde kapsamından çıkmış bulunduğunun anlaşılmış bulunmasına göre, davacının maddi tazminat isteğinin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Davalının manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Boşanmaya sebep olan olaylar kusursuz veya az kusurlu tarafın kişilik haklarına saldırı niteliğinde ise, manevi tazminatı gerektirir (TMK. md. 174/2). Tarafların, Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesinde yer alan sebeple boşanmalarına karar verilmiş, bu sebeple verilen boşanma kararı 26.12.2014 tarihinde kesinleşmiştir. Boşanma sebebi olarak kabul edilen ve diğer eşin kişilik haklarına saldırı teşkil eden maddi olay sebebiyle kişilik hakları zedelenen taraf, manevi tazminatı boşanma davasıyla isteyebileceği gibi, boşanmadan sonra da isteyebilir. Ya da boşanmaya bağlı olmaksızın “hakların yarışması” çerçevesinde genel hükümlere göre de talep edebilir. Bir kişinin sorumluluğu birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hakim, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe zarar görene en iyi giderim imkanı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar verebilir. (6098 Sayılı TBK.m.60) Davacı Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesine dayanan boşanma davasıyla birlikte manevi tazminat istemiştir. Daha önceki davada verilen boşanma kararının kesinleşmiş olması karşısında davacının aynı zamanda boşanma sebebi oluşturan eyleme dayanan manevi tazminat isteği artık boşanma sebebine bağlı olmaktan çıkmış, bağımsız bir talep haline dönüşmüştür. Böyle bir durumda manevi tazminat talebinin hukuksal dayanağı artık Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesi olmaktan çıkmıştır.
Davacı, hakaret iddiasına dayanarak manevi tazminat talep ettiğine göre, davalının hukuka aykırı bu eylemi sebebiyle Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesine göre sorumluluğuna gidilemiyorsa, genel hükümlere göre sorumluluğa gidilebilir. Borçlar Kanunu Türk Medeni Kanununun 5. kitabı olup, onun tamamlayıcısıdır. (EBK. md. 544; 1098 Sayılı TBK. m. 646) O halde, davacının manevi tazminat isteği “aile hukuku” hükümlerine göre incelenemiyorsa, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin genel hükümler çerçevesinde incelenebilecektir. Öyleyse davacının boşanma sebebinden bağımsız hale gelen manevi tazminat isteği yönünden nispi peşin harç noksanlığının tamamlanması halinde ayırma kararı verilip, görevsizlik kararı verilerek dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi gerekirken, yazılı şekilde manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 1 ve 2. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 01.12.2015 (Salı)

KARŞI OY YAZISI

Davacı, 12.12.2012 tarihinde, evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayanarak boşanma davası açmıştır.Bu dava mahkemenin 2012/605 esasına kaydedilmiştir. Davacı daha sonra 29.01 2013 tarihinde yine evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayanarak ikici kez boşanma davası açmıştır. Davacı, ikinci davada ayrıca maddi manevi tazminat isteminde de bulunmuştur.Bu dava da mahkemenin 2013/52 esasına kaydedilmiştir.
Mahkeme davacının ikinci dava dosyasını birinci dava dosyasıyla birleştirmiş yargılamaya birinci açılan dava dosyası üzerinden devam olunmuş ve deliler bu dosyada toplanmıştır.
Davalarda benzer sebebe dayanılması, davanın biri hakkında verilecek kararın diğerinin sonucunu etkileyecek olması nedenleriyle, davaların, yargılamasının birlikte yürütülerek (HMK.md.166-(4)), delilerin birlikte taktir edilip sonuçlandırılması gerekirken, son duruşmada bu kez ikinci açılan boşanma dava dosyası, birinci açılan dava dosyasından ayrılmış, birinci açılan dava dosyasında tarafların boşanmalarına karar verilmiş, ikinci açılan dava dosyası ayrı bir esasa kaydedilerek birinci davanın sonucu beklenmiştir.
Birinci davada verilen karar kesinleşmiştir.
Mahkeme eldeki ikinci davada ise boşanma konusunda karar verilmesine yer olmadığına, davacı lehine 4000 TL maddi 1000 TL manevi tazminata hükmetmiş, karar davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir(TMK.md.174/1).
Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir(TMK.md.174/2).
TMK.md. 174. maddesinde belirtilen tazminatlar, boşanma davasıyla birlikte istenebileceği gibi boşanmadan sonra da ayrı bir davayla istenebilir. Davalı, ikinci boşanma davasıyla birlikte süresinde tazminat isteminde bulunmuştur.
Davanın başından beri görevli olan aile mahkemesinin görevi sürmektedir.
Mahkeme, her iki davada da davalıyı tam kusurlu bulmuştur. Her iki davada da davalıya yüklenen kusurlu davranışlar, aynı zamanda davalının kişilik haklarına saldırı niteliğindedir. Mahkeme, davalı aleyhine maddi ve manevi tazminata hükmederken, davalının her iki davadaki kusurlu davranışlarını birlikte hükme esas almıştır.
Mahkemenin davalı aleyhine maddi ve manevi tazminata hükmetmesi doğrudur.
Bu sebeplerle, yerel mahkeme kararının onanması gerekirken, yazılı şekilde bozulması gerektiği yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.