YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/9269
KARAR NO : 2016/13925
KARAR TARİHİ : 05.12.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tedbir nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalının açtığı boşanma davasının reddedildiğini,bu davada verilen karar kesinleşince tedbir nafakasının sona erdiğini, davalının biraraya gelme girişiminde bulunmadığını, hekim olan davalının aylık 9 ya da 10 .000.00.- TL geliri olduğunu ,kendisine babasının yardım ettiğini, harcamalarının çok olduğunu ileri sürerek aylık 5.000.00.- TL tedbir nafakası ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, iki ayrı yerde hekim olarak çalıştığını, aylık 2.805.00. – TL kazandığını, talebin yüksek olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, aylık 2.000.00.- TL yoksulluk nafakası ödenmesine karar verilmiş,hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ayrı yaşamda haklılık nedenine dayalı olarak açılmış, tedbir nafakası talebine ilişkindir.
Türk Medeni Kanunu’nun 197.maddesine göre, ayrı yaşamakta hakkı olan eş diğer eşten tedbir nafakası isteminde bulunabilir. Tedbir nafakasının niteliği ve yasal düzenlemeler gereği eşler evlilik birliğinin giderlerine güçleri oranında katılmak zorundadırlar (TMK.madde 186/son). Buna göre evlilik birliğinin ortak giderleri olan kira, elektrik, yakıt, su ve benzeri giderlere davalı eş katılmak zorundadır.
Tedbir nafakası miktarı tayin edilirken, birliğin giderlerine katılmada eşlerin “ekonomik güçleri” ile müşterek yaşam sırasında davalının eşine sağlamış olduğu yaşam düzeyi dikkate alınmalı, hakim; eşlerin birlikte yaşarken sürdürdükleri hayat seviyelerinin ayrı yaşamaları halinde de korumaları gerektiğini gözetmelidir.
1-Somut olayda; tarafların ekonomik sosyal durumlarının hiç araştırılmadığı, elde ettikleri gelirlerin ayrı ayrı ve ayrıntılı olarak saptanmadığı, tarafların sabit giderlerinin neler olduğunun belirlenmediği, eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
2-Ayrıca, tarafların evliliği sürdüğünden davacı lehine tedbir nafakası takdir edilmesi gerektiği halde, mahkemece, hukuki nitelemede hata yapılarak evlilik sona ermiş gibi yoksulluk nafakasına hükmedilmesi de isabetli bulunmamıştır.
O halde, mahkemece; tarafların sabit gelir ve giderleri,ekonomik koşullarını etkileyen özel durumları ayrıntılı şekilde saptanarak, davalı kocanın tespit edilen geliri ile orantılı olacak şekilde TMK.nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesine göre uygun bir tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 . ve 2. bentte açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.