Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2016/9842 E. 2018/1005 K. 23.01.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/9842
KARAR NO : 2018/1005
KARAR TARİHİ : 23.01.2018

….

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm taraflarca temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297/1-c maddesinde; “Tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri” nin gösterileceği düzenlemesine yer verilmiştir.
Bir mahkeme kararının gerekçesi o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar. Kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp, değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur. Mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27/c ve 297. maddeleri işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.
Somut olayda mahkemece evlilik birliğinin davalı-karşı davacı erkeğin müstakil ve maddi bağrmsızlığa haiz konut temin edilememesine bağlı olarak çöktüğü bu tespitin dışında maddi ve manevi tazminatı gerektirecek bir fiilin taraflardan birinden sadır olduğunun kanıtlamadığı belirtilmiş, diğer taraftan ise tazminatlara ilişkin gerekçe bölümünde ise

tarafların bu evliliğin yerleşmesi ve kökleşmesi anlamında kendilerine düşen sorumluluğu yerine getirmedikleri gibi fedekarlığa da katlanmadıkları bu nedenle taraflardan biri lehine tazminata hükmedilmesine gerek görülmediği belirtilerek davalı-karşı davacı kadının tazminat isteklerinin reddine karar verilmiştir. Bu bakımdan gerekçe kendi içinde çelişkili olup, gerekçe bölümünde yaratılan bu çelişki tek başına bozma sebebi oluşturduğundan, hükmün münhasıran bu sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre yeniden hüküm kurulması gerekli hale gelen her iki boşanma davası ve ferileri ile diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 23.01.2018(Salı)

…..