Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/3974 E. 2016/14361 K. 08.12.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3974
KARAR NO : 2016/14361
KARAR TARİHİ : 08.12.2016

Davacı … ile davalı … aralarındaki Tapu İptal- Tescil ve Alacak davasına dair Edirne 1.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 18.12.2014 günlü ve 2014/ 66 E.- 2014/ 553 K. sayılı hükmün bozulması hakkında dairece verilen 03.11.2015 günlü ve 2015/4991 E.- 2015/17154 K. sayılı ilama karşı davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir.
Düzeltme isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; satın alındığı tarihte iki ayrı parsel olan (tevhitle 1166 parsel) taşınmazlardan büyük olan 639 parselin davalı baldız adına, küçük olan 599 parselin ise davacının boşandığı eşi … (dava dışı) adına tapuya tescil edildiğini, taşınmazların ortak alındığını ve satış bedellerinin yarısını davacının ödediğini, taşınmazlar tevhit ile birleştirildikten sonra davacı hissesinin tapuda devri kararlaştırılmış iken, davalının buna yanaşmadığını, dava dışı …’in hissesini(468/2400) daha sonra davalıya devrettiğini, taşınmazın davalı tarafından satışa çıkartıldığını, bu durumun taşınmazdaki hissenin müvekkiline devredilmeyeceğini gösterdiğini, yarı hisse olan 1200 hisseden, davacının eşine ait hissenin düşümünden sonra kalan hisse yönünden davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini, olmadığı takdirde hisseye isabet edecek 10.000 TL bedelin (ıslah ile 19.626,20 TL) davalıdan yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevabında; tanık dinlenmesine muvafakatlarının olmadığını, davanın yazılı belge ile ispat edilmesi gerektiğini, infaz öncesi 599 parsel sayılı taşınmazın bedelinin davalının kızkardeşi tarafından, 639 parselin bedelinin ise davalı tarafından ödenerek satın alındığını, müvekkilinin daha sonra kardeşinin de hissesini satın aldığı taşınmazı, ilgilenemeyeceğini düşünerek satışa çıkardığını, iddiaların yerinde olmadığını ileri sürerek, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; tevhit öncesi 599 parsel’in davacının eşi … adına, 639 parselin davalı adına tapuya tescil edildiği, ancak davacının ve davalının bu iki taşınmazı 1/2 hisse ile ortaklaşa aldıkları satıcı ile 12.000 TL bedel karşılığında anlaştıkları bedelin yarısı olan 6.000 TL’sini davacının satıcıya ödediği, satıcının taşınmazların devrini gerçekleştirdiği, ancak bu ortaklık konusunda tarafların yazılı anlaşma yapmadıkları, davacının anlaşma gereği parayı ödemesine rağmen davalının anlaşma gereğini yerine getirmediği ve davacıya devretmesi gereken hisseyi devretmediği, davacının tapu kaydının iptalini talep ettiği, ancak usulüne uygun bir satış vaadi sözleşmesi olmadığından tapu kaydının iptalinin gerekmeyeceği, ancak davalı, davacıdan aldığı parayı iade etmediğinden bu miktarda sebepsiz zenginleştiği, nitekim davalının parayı iade ettiğini iddia etmediği, davalının parayı ödemediğini iddia ettiği, ancak taşınmaz için 23.04.2003 tarihinde 6.000 TL ödediğinin sabit olduğu, bu paranın dava
tarihinde ulaşacağı bedelin 16.626 TL olduğu, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre bu alacağın tahsili gerektiği belirtilerek, tapu iptali tescil talebinin reddi, alacak davasının kabulüne karar verilmiş, hüküm davalının temyizi üzerine, Dairemizin 03.11.2015 günlü ve 2015/4991 E-2015/17154 sayılı kararı ile “…1086 sayılı HMUK.nun 288. ve devamı maddeleri (6100 sayılı …nun 200. maddesi) gereğince olayda miktar itibari ile tanık dinlenemeyeceği gibi davalı da tanık dinlenmesine muvafakat etmemiştir. Davalı tanık dinlenmesine muvafakat etmediğinden, olayda tanık dinlenemez.Bu durum karşısında, ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesi gerekirken, tanık beyanlarına itibar edilmek suretiyle alacak talebinin kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. ” gerekçesi ile karar bozulmuş, bozma ilamına karşı davacı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Ne var ki, davacı dava dilekçesinde; (yemin vs) delil demek suretiyle yemin deliline dayanmış olup, bu nedenle davacının davalıya yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekir, gerekçesiyle mahkeme kararının bozulması gerekirken zuhulen “Bu durum karşısında ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesi gerekirken, tanık beyanlarına itibar edilmek suretiyle alacak talebinin kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir, gerekçesiyle bozma kararı verilmesi bu defa yapılan inceleme ile anlaşılmış olduğundan, karar düzeltme talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 03.11.2015 günlü ve 2015/499 Esas-2015/17154 Karar sayılı bozma ilamında yer alan (Bu durum karşısında ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesi gerekirken, tanık beyanlarına itibar edilmek suretiyle alacak talebinin kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.) sözcüklerinin çıkartılarak bunun yerine (Ne var ki, davacı dava dilekçesinde yemin vs. delil demek suretiyle yemin deliline dayanmış olduğundan, davalıya yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.) sözcüklerinin ilave edilmek suretiyle hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan karar düzeltme harcının istek halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 08.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.