YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/9770
KARAR NO : 2015/23166
KARAR TARİHİ : 24.12.2015
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
… A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, 29.12.2012 tarihinde haczedilen menkullerin müvekkiline ait olduğunu, haczin yapıldığı işyerinin, %60’ının müvekkili, %40’ının ise borçlu tarafından kullanıldığını, faturaların, vergi levhasının ve kira kontratının sunulduğunu belirterek haczedilen bir kısım mallara ilişkin istihkak iddiasının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçlu ile üçüncü şahsın taşınır malı ile birlikte ellerinde bulundurmaları halinde dahi malın borçlu elinde addolunacağını, davacının, bu karinenin aksini kanıtlaması gerektiğini, davacı tarafça sunulan belgelerin, karinenin aksini kanıtlayacak nitelikte olmadığı gibi, borçluya ait taşınmazın anahtarının davacıda bulunmasının da, iddiaların samimi olmadığını ortaya koyduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu menkullerin haczinin ödeme emrinin tebliğ edildiği ve borçlu şirket yetkilisinin huzurunda yapıldığı, borçlu şirket ile davacı şirketin aynı iş kolunda faaliyet gösterdikleri ve aynı işyerini kullandıkları, davacının faturalar haricinde delil de sunamadığı, faturaların ise başka şahıslar adına düzenlenebilecek nitelikte olduğu, kira sözleşmesinin de daha sonradan düzenlenebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dava konusu haciz adresi, borçlu ve üçüncü kişi tarafından birlikte kullanılmaktadır. Her ne kadar bu hususu kanıtlayan kira kontratının sonradan düzenlenebileceği ileri sürülmüş ise de, taşınmazın %60’ının davacı 3. kişi tarafından kullanıldığının, borcun doğumundan çok önce Vergi Dairesi tarafından 11.11.2005 tarihinde düzenlenmiş olan yoklama fişiyle de tespit edildiği, üst katta yapılan haciz esnasında borçluya ait herhangi bir evrakın bulunmadığı, davacının istihkak iddiasının üst katta haczedilen menkullere yönelik olduğu dikkate alındığında, borçlunun alt, davacı 3. kişinin ise üst katta faaliyet gösterdiğinin kabulü gerektiği, davacı 3. kişinin mimarlık alanında faaliyet göstermekteyken davalı borçlunun reklamcılık alanında faaliyette bulunduğu, faaliyet alanları faklı olduğu gibi, haczin yapıldığı iş yerinde, borcun doğumundan çok önce 27.10.2005 tarihinde, davacı tarafından mimarlık faaliyetine başladığı anlaşılmaktadır.
Bu koşullarda İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin davacı 3. kişi yararına olduğunun kabulü gerekir. İspat yükü altında olan davalı alacaklı vekili karinenin aksini kanıtlamaya elverişli delilleri dosyaya sunamamıştır.
Açıklanan nedenlerle davanın kabulü yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile reddine yönelik yazılı biçimde hüküm kurulması hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366. ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 24.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.