YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15629
KARAR NO : 2013/7031
KARAR TARİHİ : 17.04.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Önalım
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı , dava dilekçesinde, dava konusu edilen payın ilişkin bulunduğu 1187 parselin 1/3 paydaşı olduğunu ve diğer paydaş … ın taşınmazdaki 2/3 payını 26.11.2008 tarihinde 2000 TL bedelle davalıya sattığını yeni öğrendiğini, önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek, davalı adına kayıtlı payın tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalı ise kayınpederi … a baktığı için taşınmazdaki payını kendisine bağışladığını, tapuda işlemin satış olarak gösterildiğini belirtmiş,keşifteki beyanında da dört yıl önce kayınpederinin davacıyı arayarak ”payını verelim , ben de kendi payımı Nurcan’ a vereceğim” dediğini, davacının bunu kabul ettiğini, ” nereyi verirseniz ben kullanırım” dediğini, bunun üzerine kendi payına düşen kısma kayısı ağacı diktiğini söyleyerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Paylı mülkiyet halindeki taşınmazın paydaşı, payını karı- kocaya evlada veyahut akrabaya temlik ederse, şeklen satış şeklinde gösterilen bu akdin gerçekte satış olmayıp miras hakkına bağlı veya hibe gibi bir maksada yönelik işlem olduğu iddia ve ispat edilirse önalım hakkının ileri sürülemeyeceği 27.3.1957 gün ve 12 / 2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda açıkça belirtilmiştir. Bu yöndeki savunmanın tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Anılan İçtihadı Birleştirme Kararı sözleşmede taraf olan kişinin işlemde muvazaa savunmasında bulunamayacağı kuralının bir istisnasıdır.
Öte yandan önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17/1 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince; davalı dava konusu edilen taşınmazdaki payın kayınpederi tarafından bağışlandığını savunmuştur. Önalım hakkına konu edilen payın satıcısı ile alıcısı kayınpeder- gelin olup taraflar arasındaki uyuşmazlık tapuda satış şeklinde gösterilen işlemin gerçekte hibe maksadına yönelik yapılıp yapılmadığı noktasındadır. Satıcı ile pay satın alan davalının kayınpeder- gelin olmaları yukarıda sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararı’nın mutlak olarak uygulanmasını gerektirmez. Öte yandan davalı keşifteki beyanında fiili taksim iddiasında bulunduğundan ve fiili taksimin ispatlanması halinde de önalım hakkı kullanılamayacağından davalının bu yöndeki savunması üzerinde de durulması gerekir.Bu durumda mahkemenin davalının savunması doğrultusunda delillerini toplaması, tanıklarını dinlemesi, öncelikle davalının kayınpederi tarafından yapılan temlikin satış mı, bağış mı olduğunu belirlemesi, bağış olmadığı sonucuna varması halinde ise fiili taksim olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durarak sonucuna göre bir karar vermesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 17.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.