Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/3099 E. 2017/13611 K. 24.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3099
KARAR NO : 2017/13611
KARAR TARİHİ : 24.10.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı 3. kişi vekili; 28.02.2011 tarihinde davacıya ait işyerindeki malların haczedildiğini, alacaklı ve borçlunun anlaşarak danışıklı takip ile davacı elindeki malları alma çabası içinde olduklarını belirterek, İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak istihkak davasının kabulü ile haczin kaldırılmasını istemiştir.
Davalı alacaklı vekili,davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan ilk yargılama sonucunda, davanın reddine ilişkin verilen karar, davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay …. Hukuk Dairesi’nin 22.05.2014 tarih ve 2012/ 16397 Esas 2014/8020 Karar sayılı ilamı ile, İİK’nun 96.maddesi uyarınca açılan istihkak davasının dinlenebilmesi koşullarından birisinin de geçerli bir alacağa dayalı takip yapılmış olması olduğu,davacı 3.kişinin, takip konusu alacağın gerçek olmadığını gerçek bir alacak ilişkisi bulunmadığını, takibin danışıklı olduğunu iddia ettiği alacaklının, gerçek olmayan bir alacağa dayalı olarak hak elde etmesi mümkün olamayacağından, alacak gerçek değilse davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuş, Mahkemece, bozma kararı gereğince yaptırılan bilirkişi incelemesi uyarınca davanın reddine karar verilmiş, karar davacı 3. kişi vekili tarafından vekalet ücretine yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Mahkemece hükmüne uyulan Yargıtay …. Hukuk Dairesi’nin bozma ilamında, geçerli bir alacağa dayalı takip yapılmış olmasının, İİK’nun 96.maddesi uyarınca açılan istihkak davasının dinlenebilmesi koşullarından birisi olarak değerlendirildiği, Mahkemece de geçerli bir alacağa dayalı takip yapılmamış olması sebebiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmakla, davanın ön koşul yokluğundan reddedildiğinin kabulü gerekir. Buna göre, davalı yararına da Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 7/2. maddesi gereğince maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken nispi vekalet ücreti takdir edilmesi doğru olmamıştır.
Ne var ki, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden davalı yararına hükmedilen vekalet ücretine ilişkin hüküm bölümünün anılan tarifenin 7/2. maddesi dikkate alınarak 6100 sayılı HMK’nun Ek Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 4. bendindeki “… 182.200 TL istihkak konusu malların değeri üzerinden nisbi olarak hesaplanan 16.882 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı alacaklıya verilmesine,…” ibaresinin çıkarılarak yerine “500 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine..” ibaresinin yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 24.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.